ANONİM ŞİRKET ORTAKLIĞINDAN ÇIKMA VE FESİH DAVASI – Basit Yargılama Usulünde İddianın Genişletilmesi Yasağı – Anonim Şirketlerde Haklı Nedenle Fesih ve Çıkma Davalarında Azlık Nisabı – %10’luk Azlık Dava Şartı Yokluğu – İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi
🏛️ KARAR KÜNYESİ Mahkeme / Daire: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi Esas / Karar No: 2017/436 Esas – 2017/435 Karar İlk Derece Mahkemesi: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi Karar Tarihi: 26/04/2017
💡 DAVA VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN ÖZETİ Davacı ortak vekili; müvekkilinin davalı şirketin beş ortağından biri olduğunu, diğer ortakların müvekkilinin boşanma aşamasında olduğu eşi ve eşinin ailesi olduğunu, genel kurul toplantısına müvekkilinin haberi olmadan sahte imza ile katılmış gösterildiğini ileri sürerek haklı nedenle şirketten çıkmasına ve ayrılma payının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili yargılama sırasında sunduğu cevaba cevap dilekçesiyle borca batıklık nedeniyle şirketin kendiliğinden sona erdiğinin tespitini, organ yokluğu ve haklı nedenlerle şirketin feshini veya ortaklıktan çıkmayı talep ederek davasını genişletmiştir. Davalı şirket vekili ise kanunda anonim şirket ortaklığından çıkma hususunun bu şekilde düzenlenmediğini, davacının şirket içindeki payının sadece %0,03 olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, anonim şirketin haklı nedenle feshini ve ortaklıktan çıkmayı talep edebilmek için kanunen sermayenin en az 1/10’una sahip olma şartı arandığı, davacının ise %3 hissesi bulunması sebebiyle bu dava şartını taşımadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, yasadaki oranın ve şirket ana sözleşmesinde hüküm bulunmamasının müvekkilini ortaklığa zorlayamayacağını, mahkemenin boşluk doldurması gerektiğini belirterek karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
📌 YARGILAMA SÜRECİ İstinaf istemini inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesince verilen dava şartı yokluğuna dayalı ret kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında inceleme yapmıştır. Ortaklık hukukundan doğan bu davanın mahiyeti itibarıyla basit yargılama usulüne tabi olduğu, basit yargılama usulünde ise davacı için iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağının dava açılmasıyla başladığı saptanmıştır. Davacının dava dilekçesinde sadece ortaklıktan çıkma istemişken, cevaba cevap dilekçesinde şirketin feshini, organ yokluğunu ve borca batıklık tespitini talep etmesi usulen geçersiz bir iddia genişletmesi olarak değerlendirilmiş, mahkemenin sonraki talepler hakkında bir karar vermemesi yasaya uygun bulunmuştur.
İstinaf dairesi tarafından yapılan esasa yönelik incelemede, Türk Ticaret Kanunu uyarınca haklı sebeplerin varlığında anonim şirketin feshini veya fesih yerine payların gerçek değerinin ödenerek ortaklıktan çıkarılmayı talep etme hakkının sadece sermayenin en az onda birini temsil eden “azlık” pay sahiplerine tanınmış istisnai bir hak olduğu tespit edilmiştir. Kanun gerekçesinde bu oranın şirket esas sözleşmesiyle düşürülebileceği belirtilmişse de davalı şirketin esas sözleşmesinde bu şartı kaldırıcı veya kolaylaştırıcı bir düzenleme bulunmamaktadır. Dolayısıyla %3 payı olan davacının bu özel dava şartını sağlamadığı netleşmiştir. Söz konusu hakkın anonim şirketlerin devamlılığına engel olacak şekilde pay oranı gözetilmeden en küçük paydaşa tanınmasının mümkün olmadığı, bu nedenle yasal düzenlemenin Anayasaya da aykırı olmadığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin ret kararı isabetli bulunmuştur.
🏁 HÜKÜM / SONUÇ Davacı vekilinin istinaf başvurusunun usul ve esas yönünden hukuka uygunluk taşıması nedeniyle HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, peşin alınan harç dışında yeniden harç alınmasına yer olmadığına, davacının yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.
[elementor-template id=”Dilekçe Kataloğu Popup”]