GİRİŞ Teknolojinin ve akıllı telefonların hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte, aile hukuku yargılamalarında, özellikle zina ve evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma davalarında dijital delillerin (ses kayıtları, fotoğraflar, mesaj dökümleri) sunuluş biçimi davanın kaderini belirleyen en kritik unsurlardan biri hâline gelmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin yakın tarihli kararlarında; dijital delillerin elde ediliş biçimi, eşin telefonuna harici bir program (örneğin “disk digger”) kurulup kurulmadığı ve şifrenin nasıl temin edildiği (tahmini şifre yazma vb.) hususları hukuka uygunluk denetiminin temel ölçütü olarak ele alınmaktadır. Bu makalede, söz konusu iki farklı yargısal yaklaşım incelenerek dijital delil değerlendirmesindeki ince çizgiler ortaya konulacaktır.
I. HARİCİ PROGRAM KURULARAK (ÖRN. DİSK DİGGER) ELDE EDİLEN DELİLLERİN HUKUKA AYKIRILIĞI Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 21/12/2021 tarihli ve 2021/7539 E., 2021/9869 K. sayılı kararında, taraflar arasındaki boşanma davasında erkeğin duruşmadaki beyanına dikkat çekilmiştir. Erkek, eşinin telefonuna “disk digger” isimli programı kurduğunu ve telefondaki silinen kayıtları geri getirdiğini beyan etmiştir.
Yüksek Mahkeme bu durum karşısında şu hukuki tespiti yapmıştır:
Bu karar uyarınca, eşin telefonuna gizli veya harici bir veri kurtarma/casus yazılım yüklenerek silinen verilerin onaysız ve kurgusal bir yöntemle kurtarılması hukuka aykırı delil yaratma iradesi olarak değerlendirilmekte ve kesinlikle hükme esas alınamamaktadır.
II. TAHMİNİ ŞİFRE YAZILARAK VEYA ANLIK RASTLANILARAK ELDE EDİLEN DELİLLERİN HUKUKA UYGUNLUĞU Buna karşın, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 19/11/2024 tarihli ve 2023/8534 E., 2024/8972 K. sayılı kararında çok daha farklı ve olay bazlı bir hukuki değerlendirme yapılmıştır. Somut olayda davacı kadın, eşinin cep telefonuna mesaj geldiğini görmüş, tahmini olarak şifre yazarak telefonu açmış ve cep telefonunda kayıtlı görüntü ile ses kaydını kendi telefonuna aktararak mahkemeye sunmuştur.
Yargıtay bu süreci değerlendirirken şu gerekçeleri benimsemiştir:
Bu karar, eşlerin ortak yaşam alanı içerisinde anlık gelişen olaylar neticesinde (örneğin bildik/tahmini şifrelerle ekrana anlık denk gelme veya mesajı görme suretiyle) elde edilen dijital verilerin, önceden planlanmış casus yazılım veya hukuka aykırı tuzaklardan ayrı tutulduğunu ve hukuka uygun delil vasfı taşıyabildiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
SONUÇ Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin bu iki kararı birlikte incelendiğinde, aile hukukunda dijital delil değerlendirmesinde “Yöntem ve Kurgu” testinin uygulandığı açıkça görülmektedir. Eşin telefonuna harici programlar (Disk Digger vb.) kurarak önceden tasarlanmış bir veri sızdırma veya silinmiş verileri kurtarma faaliyeti hukuka aykırı delil teşkil ederken ve kusur tespiti ile zinaya esas alınamazken; ortak hayatın olağan akışı içinde, gelen bir bildirim üzerine tahmini şifreyle anlık ulaşılan ve önceden kurgulanmamış ses veya görüntü kayıtları hukuka uygun delil olarak kabul edilmektedir. Bu bağlamda avukatlar ve yargı mercileri açısından delilin elde edilişindeki teknik yöntem ile iradi kurgunun varlığı, davanın neticesini doğrudan tayin eden en önemli kriter olmaya devam etmektedir.
[elementor-template id=”Dilekçe Kataloğu Popup”]