SADAKAT  YÜKÜMLÜLÜĞÜ-KUSUR BELİRLENMESİ-DAVA AÇILMASINDAN SONRAKİ OLAYLAR

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Mahkeme / Daire: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
  • Esas / Karar No: 2014/8606 Esas – 2014/26096 Karar
  • Karar Tarihi: 19.12.2014
  • Yerel Mahkeme: Seferihisar Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi (24.12.2013 günlü, E:2011/250, K:2013/325)

💡 ÖZET Evlilik birliğinden doğan sadakat yükümlülüğü (TMK m. 185/3), boşanma davasının açılmasıyla sona ermez; boşanma hükmünün kesinleşmesine kadar aynen devam eder. Dava açılmasından sonra meydana gelen ve somut delillerle desteklenen sadakatsizlik iddiaları, kusur belirlemesini, dolayısıyla boşanmanın mali sonuçları olan nafaka ve tazminat taleplerini doğrudan etkileyecek niteliktedir. Mahkemece, dava sürecinde ileri sürülen bu yeni vakıa üzerinde durularak, hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) kapsamında taraflardan açıklama istenmesi ve delillerin birlikte değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekir. Eksik incelemeyle kurulan yerel mahkeme hükmü Yargıtayca bozulmuştur.

⚖️ UYUŞMAZLIK VE MADDİ VAKIA Davacı-karşı davalı kadın tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma davası ile davalı-karşı davacı koca tarafından açılan evliliğin nispi butlan sebebiyle iptali, olmadığı takdirde boşanma talepli karşı davanın yapılan yargılaması sonucunda yerel mahkemece bir hüküm kurulmuştur. Hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından her iki boşanma davası ve fer’ileri yönünden temyiz edilmiştir.

Davacı-karşı davalı kadın, temyiz dilekçesinin eki olarak sunduğu beyanında, davalı-karşı davacı kocanın davanın açılmasından sonraki bir tarihte bir başkasıyla düğün yaparak birlikte yaşamaya başladığını ileri sürmüş; bu iddiasını desteklemek üzere düğün davetiyeleri ve fotoğrafları delil olarak dosyaya sunmuştur.

🎯 GEREKÇE Türk Medeni Kanunu’nun 185/3. maddesi uyarınca eşlerin birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğü, boşanma kararı kesinleşinceye kadar hukuken varlığını korur. Eşlerden birinin bu yükümlülüğe aykırı davranışı dava tarihinden sonra gerçekleşmiş olsa bile, bu iddia soyut kalmayacak şekilde delillendirildiği takdirde mahkemenin bu hususu göz ardı etmesi mümkün değildir. Sadakatsizlik vakıasının sabit olup olmaması, tarafların kusur oranlarının belirlenmesinde ve buna bağlı olarak TMK m. 174/1-2 uyarınca takdir edilecek maddi-manevi tazminat ile TMK m. 175’te düzenlenen yoksulluk nafakası taleplerinde belirleyici role sahiptir.

Davacı-karşı davalı kadının sonradan sunduğu fotoğraf ve düğün davetiyeleri, davayı ve hükmü temelden etkileyecek nitelikte yeni bir hadisedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 31. maddesinde düzenlenen “Hâkimin davayı aydınlatma ödevi” uyarınca, mahkemenin bu yeni iddia ve deliller hakkında taraflardan açıklama istemesi, tarafların beyanlarını alarak bu çerçevede bir inceleme yapması zorunludur. Sonradan sunulan bu deliller toplanıp değerlendirilmeden, evlilik birliğinin devamı süresince gerçekleşen kusur dağılımı ve derecesi netleştirilmeden karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

🏁 HÜKÜM / SONUÇ Temyiz edilen yerel mahkeme hükmünün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebinin niteliğine göre davacı-karşı davalı kadının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 19.12.2014

✍️ DAVAPORT YORUMU Bu karar, aile hukuku uygulamasında sıkça düşülen “dava açıldıktan sonra taraflar özgürdür” yanılgısını kesin bir dille ortadan kaldıran emsal bir içtihattır. Yargıtay, boşanma davası devam ederken eşlerin sadakat yükümlülüğünün aynen devam ettiğinin altını kalın çizgilerle çizmektedir. Dava açıldıktan sonra bir başkasıyla evlilik benzeri ilişki kuran, düğün yapan ya da birlikte yaşayan eş, bu eylemi nedeniyle “tam veya ağır kusurlu” konuma gelebilir. Kararın usuli açıdan en kıymetli yönü ise HMK m. 31’deki hâkimin davayı aydınlatma ödevine yapılan atıftır. Yargıtay mahkemeye, “Önüne gelen yeni ve somut delili görmezden gelemezsin, gerekirse tarafları çağırıp bu düğün davetiyesini ve fotoğrafları sormak, gerçeği ortaya çıkarmak zorundasın” diyerek pasif bir yargılama yerine maddi gerçeği arayan aktif bir yargılama modelini işaret etmiştir. Bu durum, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışların yargılama sırasında kanıtlanması durumunda davadaki tarafların kusur durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini izah etmektedir. *Buradaki yorum bağlayıcı değildir.