
🏛️ KARAR KÜNYESİ
Daire: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesi
Esas / Karar No: 2026/333 Esas – 2026/862 Karar
Karar Tarihi: 25.03.2026
Yerel Mahkeme: Çeşme 2. Asliye Ceza Mahkemesi (25/09/2025 günlü, E:2022/202, K:2025/861)
💡 ÖZET Sanığın kurulu sayaçtan geçen elektriği tüketmesi eyleminde; sayacın doğru tespit yapmasını engelleyecek herhangi bir müdahalenin bulunmaması ve tüketim miktarının sayaç tarafından eksiksiz kaydedilmesi karşısında, yalnızca usulüne uygun abonelik yaptırılmadan elektrik kullanılmış olması “Karşılıksız Yararlanma” suçunun yasal unsurlarını oluşturmaz. İlk derece mahkemesince TCK m. 168/5 uyarınca verilen “düşme” kararı hukuka aykırı olup, dairece bu kararın kaldırılarak sanığın CMK m. 223/2-a uyarınca beraatine ve lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
⚖️ UYUŞMAZLIK VE MADDİ VAKIA Sanık K.E. hakkında, 29.06.2020 tarihinde İzmir’in Çeşme ilçesinde abonelik sözleşmesi yaptırmaksızın elektrik tükettiği gerekçesiyle katılan GDZ Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından şikayetçi olunmuş ve karşılıksız yararlanma suçundan kamu davası açılmıştır. Yapılan incelemelerde, sanığın kullanmış olduğu elektrik sayacına herhangi bir fiziksel müdahalede bulunmadığı, sayacın tüketimi doğru ve eksiksiz bir şekilde kaydettiği belirlenmiştir.
İlk derece mahkemesi yargılama sonucunda sanık hakkında TCK m. 168/5 ve CMK m. 223/8 uyarınca düşme kararı vermiştir. Katılan kurum vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, sanığın cezalandırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
🎯 GEREKÇE Ceza hukukunda karşılıksız yararlanma suçunun (TCK m. 163/3) oluşabilmesi için, tüketim miktarının belirlenmesini engellemek amacıyla sayaca müdahale edilmesi veya düz hat çekilmesi gibi düzeneğe yönelik hileli bir eylemin varlığı şarttır. Somut olayda, sanığın sayaçtan geçen elektriği kullanmasına rağmen, sayacın doğru tespit yapmasını engelleyecek hiçbir müdahalesinin bulunmadığı açıkça saptanmıştır. Sadece idari bir eksiklik olan aboneliğin bulunmaması, tek başına karşılıksız yararlanma suçunu oluşturmaz; eylem hukuki niteliği itibariyle kaçak kullanım bedeline ilişkin hukuki bir uyuşmazlık seviyesindedir.
Bu doğrultuda, suçun yasal unsurları oluşmadığından ilk derece mahkemesinin beraat yerine düşme kararı vermesi hukuka aykırılık teşkil etmiştir. Ancak söz konusu aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Yargıtay Ceza Genel Kurulu emsal kararları gözetilerek CMK m. 280/1-a ve CMK m. 303/1-a maddeleri uyarınca hükmün düzeltilerek onanması mümkün görülmüştür. Yerel mahkemenin düşme hükmü kaldırılarak suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı ikame edilmiştir.
🏁 HÜKÜM / SONUÇ Çeşme 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin düşme kararının KALDIRILMASINA, yerine sanık K.E.’nin üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından CMK m. 223/2-a uyarınca BERAATİNE, sanık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Karar Tarihindeki AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine, katılan vekilinin istinaf başvurusunun DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE, tebliğden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili ceza dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 25/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
✍️ DAVAPORT YORUMU Bu karar, ceza hukukunda sıklıkla hataya düşülen “kaçak elektrik kullanımı” ile “karşılıksız yararlanma suçu” arasındaki ayrımı netleştiren çok önemli bir içtihat niteliğindedir. Dağıtım şirketleri, abonelik olmaksızın tüketim yapılan her durumu otomatik olarak ceza mahkemelerine taşımaktadır. Oysa ceza normlarının katılığı ve suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereği, faturalandırılabilir ve sayaçtan doğruca geçen bir tüketim var ise burada bir mal/hizmet kaçırma kastı (hırsızlık türevi bir hile) bulunmadığı kabul edilir. Aboneliksiz kullanım idari ve hukuki bir sözleşmeye aykırılık olup, ceza mahkemesinin konusu olamaz. Kararın avukatlık hukuku açısından bir diğer can alıcı yönü ise usuli kazanımdır: Mahkeme “düşme” gibi sanık açısından tam anlamıyla aklanma sayılmayan teknik bir kararı kaldırıp doğrudan “beraat” kararı kurarak hem sanığın lekelenmeme hakkını korumuş hem de beraat dolayısıyla sanık lehine hazine aleyhine vekalet ücretine hükmetmiştir. *Buradaki yorum bağlayıcı değildir.
🏛️ KARAR KÜNYESİ
Daire: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi
Esas / Karar No: 2025/4342 Esas – 2025/4395 Karar
Karar Tarihi: 11.12.2025
Yerel Mahkeme: İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesi (24/03/2025 günlü, E:2025/106, K:2025/224)
💡 ÖZET Sanıkların, katılanın taşınmazlarının etrafının düzenlenmesi ve çit ile çevrilmesi gerektiği, aksi takdirde Hazine ile sorun yaşayabileceği telkininde bulunarak ve Milli Emlak Müdürlüğü nezdindeki işlemleri takip edecekleri vaadiyle katılandan banka havalesi ve elden olmak üzere toplam 139.421 TL para tahsil ettikleri; ancak resmi kurumlarda hiçbir müracaatın bulunmadığının saptanması karşısında, hileli davranışlarla menfaat temin ederek nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri sübuta ermiştir. İlk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmü hukuka uygun bulunarak, sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
⚖️ UYUŞMAZLIK VE MADDİ VAKIA Sanıklardan A. T.’un A.İnşaat Turizm İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin münferiden yetkili temsilcisi olduğu, diğer sanıklar S. K. ve C. Ç.’nin ise kendilerini şirketin ortağı ve müdürü olarak tanıtarak katılan Y. D. ile bir taşınmaz satışı esnasında tanıştıkları anlaşılmıştır. Sanıklar katılana ait, Karşıyaka ilçesi Z…… Mahallesi’ndeki 6.800 m2 alan ile Sancaklı mevkisindeki 13.181 m2 alanın etrafının çit ile çevrilmesi gerektiğini, aksi halde Hazine ile sıkıntı yaşayabileceğini ileri sürmüşlerdir. Bu işlemleri yürütmek ve resmi takipleri yapmak bahanesiyle katılandan farklı tarihlerde banka kanalıyla ve elden toplam 139.421 TL almışlardır. Katılan, vaat edilen işlerin yapılmaması üzerine Milli Emlak Müdürlüğü’ne başvurmuş, adına ya da taşınmazlara ilişkin herhangi bir resmi müracaatın bulunmadığını öğrenerek dolandırıldığı iddiasıyla şikayetçi olmuştur. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda sanıkların mahkumiyetine karar verilmiş, sanıklar müdafiileri hükme karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
🎯 GEREKÇE İlk derece mahkemesi tarafından yürütülen yargılama sürecindeki tüm usuli işlemlerin kanuna uygun olarak senede bağlandığı saptanmıştır. İddia ve savunma bağlamında re’sen ya da taraflarca ileri sürülen, esasa müessir tüm delillerin hukuka uygun yöntemlerle toplandığı, tartışıldığı ve vicdani kanının kesin verilere dayandırıldığı görülmüştür. Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, katılanı yanıltıcı ve hileli beyanlarla irade fesadına uğrattıkları, bu suretle kendilerine haksız bir menfaat temin ederek nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri dosya kapsamındaki bilgi, belge ve resmi kurum yanıtları ile kesin olarak saptanmıştır. Eylemlere yönelik yapılan hukuki nitelendirme ile tayin edilen hapis ve adli para cezası yaptırımlarının kanuni ölçütlere ve hakkaniyete uygun olduğu belirlendiğinden, sanıklar müdafiilerinin soyut istinaf başvuru gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
🏁 HÜKÜM / SONUÇ Sanıklar A. T., C. Ç. ve S. K. müdafiilerinin yerel mahkeme kararına yönelik vaki istinaf başvurularının CMK’nın 280. maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Dairemize verilecek dilekçe veya zabıt katibine sunulacak beyan doğrultusunda, CMK’nın 286. ve 291. maddeleri uyarınca Yargıtay ilgili ceza dairesi nezdinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
✍️ DAVAPORT YORUMU Uygulamada, taşınmaz sahiplerinin mülkiyet ve imar hususlarındaki bilgi eksiklikleri ile “hazine/kamu ile sorun yaşama” korkuları suistimal edilmektedir. Ceza dairesi, hilenin yoğunluğunu ve katılanın banka kayıtları ile sabit olan maddi zararını esas alarak ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünü yerinde bulmuştur. *Buradaki yorum bağlayıcı değildir.
[elementor-template id=”Dilekçe Kataloğu Popup”]