İnternet teknolojilerinin ve dijital arşivlerin hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte bilgiye erişim tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kolaylaşmıştır. Ancak bu durum, madalyonun diğer yüzünde bireylerin kişilik hakları, şeref ve itibarları ile geleceğe yönelik toplumsal entegrasyonları açısından ciddi riskleri beraberinde getirmektedir. Geçmişte yaşanan olumsuz bir adli süreç, haksız bir itham veya hataen yayımlanan bir haber, aradan yıllar geçmesine rağmen arama motorlarının ve internet sitelerinin dijital hafızasında ilk günkü tazeliğiyle kalmaya devam etmektedir. İşte tam bu noktada, bireyin geçmişin gölgesinden kurtularak geleceğini yeniden inşa etmesini sağlayan “Unutulma Hakkı” kavramı hukuki ve toplumsal bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı bulunmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılmış olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, kişinin bilerek veya bilmeyerek kamunun bilgisine sunduğu ya da üçüncü kişilerce yayımlanan kişisel verilerinin silinmesini ve yayılmasının önlenmesini isteme hakkı olarak tanımlanmaktadır.
Türk hukuk sisteminde bu hak, doğrudan adı geçen bir kanun maddesinden ziyade Anayasa’da güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, özel hayatın gizliliği ve Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 24. ve 25. maddelerinde düzenlenen kişilik haklarının korunması hükümleri çerçevesinde şekillenmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve özellikle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 7. Ceza Dairesi kararlarında unutulma hakkının sınırları netleştirilmiş; bireyin geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesinin önemi vurgulanmıştır.
Her eski haber veya internet içeriği otomatik olarak unutulma hakkı kapsamında silinemez. Yargı içtihatlarında bu hakkın kullanımına ilişkin temel kriterler şunlardır:
İnternet ortamındaki hukuka aykırı veya unutulma hakkını ihlal eden içerikler için iki temel hukuki başvuru yolu bulunmaktadır:
Dijital dünyada silinmezlik algısı, bireylerin sosyal hayattaki hak ettikleri ikinci şansları ellerinden alabilmektedir. Unutulma hakkı, geçmişin hatalarının veya talihsizliklerinin bir ömür boyu kişinin yakasını bırakmamasını engelleyen hayati bir denge unsurudur. Basın ve ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki bu hassas dengenin korunmasında, yargı mercilerinin güncel içtihatları yol gösterici olmakta; bireylerin dijital hafızada adil bir geleceğe sahip-olabilmesi güvence altına alınmaktadır.
[elementor-template id=”Dilekçe Kataloğu Popup”]