⚖️TASARIMIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ-TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ-HAKSIZ REKABET-Tasarımın Hükümsüz Kılınmasının Geçmişe Etkisi, Tescille Korunmayan Ürünlerin Kullanımı ve Tasarımlarda “Esinlenme Serbestisi” Sınırları

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Daire: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

  • Esas / Karar No: 2024/1086 E. – 2025/500 K.

  • Karar Tarihi: 16.04.2025

  • Yerel Mahkeme: Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (2023/238 E. – 2024/90 K. – 09/05/2024)

💡 ÖZET SMK m. 79/1 uyarınca tasarımın hükümsüzlüğü kararı geçmişe etkili olup, tasarım hakkının hiç doğmamış sayılması sonucunu doğurur; bu nedenle hükümsüz kılınan tasarıma dayalı tecavüz iddiaları dinlenemez. Tescille korunmayan ve uzun süre önce piyasaya sürülmüş olan ürün tasarımları herkes tarafından serbestçe kullanılabileceğinden, bu nitelikteki kullanımlar haksız rekabet teşkil etmez. Ayrıca şişe tasarımlarında, tasarımcının seçenek özgürlüğü ile ambalaj sektörünün zorunlu geometrik formları dikkate alınarak; genel formlardaki esinlenmeler serbestisi korunduğu müddetçe, gövde, boyun, kabartma ve detay süslemeler yönünden bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadıkça tasarıma tecavüzden söz edilemez.

⚖️ UYUŞMAZLIK VE MADDİ VAKIA Asıl dava, davacıya ait tescilli tasarımlara tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabetin men’i istemine; birleşen dava ise bu tasarımların yenilik vasfı taşımaması nedeniyle hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, davacının iki tasarımının başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulü ile tasarımların hükümsüzlüğüne; diğer tasarım yönünden ise davalının ürettiği şişe ile benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar vermiştir. Uyuşmazlık; hükümsüzlük kararının geçmişe etkisi karşısında tecavüz ve haksız rekabet iddialarının durumu ile tescili devam eden şişe tasarımı yönünden davalı eyleminin tasarıma tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktalarındadır.

🎯 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ GEREKÇESİ “Davacı adına tescilli tasarımların başvuru tarihlerinden önce kamuya sunuldukları bilirkişi raporuyla sabit olup, SMK m. 77/1, 56 ve 57 uyarınca hükümsüzlük koşulları mevcuttur. SMK’nun 79/1. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı geçmişe etkili olduğundan ve tasarım hakkı hiç doğmamış sayılacağından, davacının ileri sürebileceği tescilli bir hakkı kalmamıştır; tescille korunmayan ve uzun süre önce piyasaya sürülmüş olan ürün tasarımları herkes tarafından kullanılabileceğinden davalının eylemi haksız rekabet de oluşturmaz. Davacının tescili süren şişe tasarımı ile davalı ürünü incelendiğinde; tasarımcının seçenek özgürlüğü ve zorunlu unsurlar dikkate alındığında, iki ürün arasındaki tek benzerliğin dikdörtgen formları olduğu, davacı tasarımında gövdenin daha büyük/uzun, boynun kısa ve düz olduğu, dört köşeden ikisinin oval, ikisinin keskin hatlı olduğu ve üzerinde özgün kabartma/zigzag çizgiler ile daire şeklinde kabartma barındırdığı; davalı ürününde ise gövdenin kısa, boynun uzun ve bombeli olduğu, bu detay unsurların bulunmadığı görülmüştür. Dolayısıyla, ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı tarafından benzer olarak algılanması söz konusu olmayıp ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıklarından tasarıma tecavüz ve haksız rekabet vakıası gerçekleşmemiştir.”

🏁 HÜKÜM / SONUÇ İlk derece mahkemesinin tasarımların hükümsüz kılınması ile benzerlik bulunmaması nedeniyle asıl davanın reddine ilişkin kararı denetime ve hukuka uygun bulunarak, davacı-birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 uyarınca ESASTAN REDDİNE, bakiye eksik harçların mahsubuna, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.

✍️ DAVAPORT YORUMU  (TASARIMDA ESİNLENME SERBESTİSİ) Fikri mülkiyet hukukunda “tasarımda esinlenme serbestisi”, endüstriyel tasarımların gelişimini engellememek adına hayati bir role sahiptir. Özellikle şişe, kutu veya ambalaj gibi temel bir geometrik forma (örneğin dikdörtgen, silindir vb.) bağımlı olan sektörlerde, sadece bu ana formun benzer olması tecavüzün varlığı için yeterli kabul edilemez. Yüksek mahkeme bu kararıyla; kamuya mal olmuş genel formlardan esinlenmenin serbest olduğunu, tecavüz incelemesinin ise bu formun üzerine eklenen özgün detaylar (boyun kıvrımları, kabartmalar, zigzag hatlar) üzerinden yapılması gerektiğini netleştirmiştir. Ana formda esinlenilse dahi, detaylarda ayırt edici farklılıklar yaratılmışsa bilgilenmiş kullanıcı nezdinde tecavüz oluşmayacaktır. *Not Bu yorumu bağlayıcı değildir. 

Daire: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Esas / Karar No: 2024/1086 E. - 2025/500 K. Karar Tarihi: 16.04.2025 Yerel Mahkeme: Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (2023/238 E. - 2024/90 K. - 09/05/2024) 💡 ÖZET SMK m. 79/1 uyarınca tasarımın hükümsüzlüğü kararı geçmişe etkili olup, tasarım hakkının hiç doğmamış sayılması sonucunu doğurur; bu nedenle hükümsüz kılınan tasarıma dayalı tecavüz iddiaları dinlenemez. Tescille korunmayan ve uzun süre önce piyasaya sürülmüş olan ürün tasarımları herkes tarafından serbestçe kullanılabileceğinden, bu nitelikteki kullanımlar haksız rekabet teşkil etmez. Ayrıca şişe tasarımlarında, tasarımcının seçenek özgürlüğü ile ambalaj sektörünün zorunlu geometrik formları dikkate alınarak; genel formlardaki esinlenmeler serbestisi korunduğu müddetçe, gövde, boyun, kabartma ve detay süslemeler yönünden bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunmadıkça tasarıma tecavüzden söz edilemez. ⚖️ UYUŞMAZLIK VE MADDİ VAKIA Asıl dava, davacıya ait tescilli tasarımlara tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabetin men'i istemine; birleşen dava ise bu tasarımların yenilik vasfı taşımaması nedeniyle hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, davacının iki tasarımının başvuru tarihinden önce kamuya sunulduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulü ile tasarımların hükümsüzlüğüne; diğer tasarım yönünden ise davalının ürettiği şişe ile benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karar vermiştir. Uyuşmazlık; hükümsüzlük kararının geçmişe etkisi karşısında tecavüz ve haksız rekabet iddialarının durumu ile tescili devam eden şişe tasarımı yönünden davalı eyleminin tasarıma tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktalarındadır. 🎯 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ GEREKÇESİ "Davacı adına tescilli tasarımların başvuru tarihlerinden önce kamuya sunuldukları bilirkişi raporuyla sabit olup, SMK m. 77/1, 56 ve 57 uyarınca hükümsüzlük koşulları mevcuttur. SMK’nun 79/1. maddesi uyarınca hükümsüzlük kararı geçmişe etkili olduğundan ve tasarım hakkı hiç doğmamış sayılacağından, davacının ileri sürebileceği tescilli bir hakkı kalmamıştır; tescille korunmayan ve uzun süre önce piyasaya sürülmüş olan ürün tasarımları herkes tarafından kullanılabileceğinden davalının eylemi haksız rekabet de oluşturmaz. Davacının tescili süren şişe tasarımı ile davalı ürünü incelendiğinde; tasarımcının seçenek özgürlüğü ve zorunlu unsurlar dikkate alındığında, iki ürün arasındaki tek benzerliğin dikdörtgen formları olduğu, davacı tasarımında gövdenin daha büyük/uzun, boynun kısa ve düz olduğu, dört köşeden ikisinin oval, ikisinin keskin hatlı olduğu ve üzerinde özgün kabartma/zigzag çizgiler ile daire şeklinde kabartma barındırdığı; davalı ürününde ise gövdenin kısa, boynun uzun ve bombeli olduğu, bu detay unsurların bulunmadığı görülmüştür. Dolayısıyla, ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı tarafından benzer olarak algılanması söz konusu olmayıp ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadıklarından tasarıma tecavüz ve haksız rekabet vakıası gerçekleşmemiştir." 🏁 HÜKÜM / SONUÇ İlk derece mahkemesinin tasarımların hükümsüz kılınması ile benzerlik bulunmaması nedeniyle asıl davanın reddine ilişkin kararı denetime ve hukuka uygun bulunarak, davacı-birleşen davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1-b-1 uyarınca ESASTAN REDDİNE, bakiye eksik harçların mahsubuna, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️GARANTİ MARKASINA TECAVÜZ – Kosher Güvence İşaretinin İzinsiz Kullanımı – Web Sitelerindeki Dijital Görsellerde Yer Alan Taklit Markalar Yönünden Sorumluluk ve Tazminat

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Daire: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

  • Esas / Karar No: 2025/1091 Esas – 2026/922 Karar

  • Karar Tarihi: 08.06.2026

  • Yerel Mahkeme: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (17/12/2024 günlü, E:2024/134, K:2024/310)

💡 ÖZET Davacı adına 42. sınıfta “Kosher (Koşer) belgelendirme hizmeti” vermek üzere tescilli bulunan güvence/garanti markasının, davalı şirket tarafından izin veya hizmet sözleşmesi olmaksızın internet ortamındaki ürün tanıtım ve satış görsellerinde kullanılması markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder. Davalıya ait web sitesinin iletişim ve sertifikalar bölümünde firmanın unvan ve adres bilgilerinin yer alması karşısında, söz konusu sitelerin veya yer sağlayıcının yurt dışı (ABD) menşeli olduğu yönündeki savunmalar sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Bu kapsamda ilk derece mahkemesince lisans bedeli esas alınarak hesaplanan maddi tazminat, itibar tazminatı ve manevi tazminat hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

⚖️ UYUŞMAZLIK VE MADDİ VAKIA Davacı D.G.  A.Ş., Türkiye’de …… dini vecibelerine uygun gıdalara “Kosher sertifikası” verme yetkisine sahip olduğunu ve 42. sınıfta tescilli “….” ibareli+şekilli garanti markasının sahibi olduğunu belirtmiştir. Davalı K.G.A.Ş.’nin; …….com, ……..com, ……..com ve …………com gibi e-ticaret sitelerinde satışa sunduğu ürün görsellerinde, bu güvence markasını izinsiz ve taklit biçimde kullandığını ileri sürerek tecavüzün tespiti, durdurulması ile maddi, manevi ve itibar tazminatı talepli dava açmıştır.

Davalı şirket ise, söz konusu internet sitelerinin ABD merkezli başka bir firmaya ait olduğunu, dijital görsellerle bağının bulunmadığını, yalnızca yurt dışına ihracat yaptığını ve iç piyasada faaliyeti olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince davanın tümden kabulüne karar verilmesi üzerine davalı taraf istinaf yoluna başvurmuştur.

🎯 GEREKÇE Davacının markası, 42. sınıfta tescilli bir garanti markası olup, üçüncü kişilerce kullanımı ancak bir “hizmet sözleşmesi” çerçevesinde mümkündür. Yapılan delil tespitleri ve bilirkişi incelemelerinde; bahse konu internet sitelerinde satışa sunulan davalı ürünlerinin görsellerinde davacının şerit/şekil markasının yer aldığı sabittir. Davalının ana web sitesi olan “…….com” adresinin iletişim kısmında davalı şirketin merkez ofis adresinin ve unvanının yazılı olması, ayrıca “sertifikalar” bölümündeki belgelerde doğrudan davalı şirket adının geçmesi sebebiyle, sitelerin kendisiyle ilgili olmadığı yönündeki savunmaları basiretli tacir ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

Ceza soruşturma dosyasında (M.CBS) alınan ve ihlal olmadığını belirten rapor ise 29. sınıf (ürün) yönünden yapılmış olup; eldeki dava 42. sınıf (belgelendirme/hizmet) yönünden açılan bir garanti markası tecavüzü davasıdır. Davacının yıllık 2.500 USD üzerinden lisanslama yaptığı ve ihlalin 4 yıllık bir sürece yayıldığı dikkate alındığında 10.000 USD (dava tarihi karşılığı 59.565,-TL) maddi tazminat, güvence markasının itibarının zedelenmesi nedeniyle 3.000,-TL itibar tazminatı ve tüketici nezdindeki güven algısının sarsılması sebebiyle hükmedilen 7.000,-TL manevi tazminat miktarları usul ve esasa uygundur.

🏁 HÜKÜM / SONUÇ Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, bakiye 2.948,59 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, iki haftalık süre içinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 08/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

✍️ DAVAPORT YORUMU Bu karar, özellikle gıda sektöründe kritik öneme sahip olan “Kosher”, “Helal” veya “Organik” gibi belirli dinsel/sektörel standartları temsil eden garanti (güvence) markalarının korunması yönünden emsal niteliktedir. Garanti markaları, mal veya hizmetlerin kalitesini ve ortak özelliklerini garanti altına aldığı için izinsiz kullanımları doğrudan tüketici güvenini sarsar. Kararın en önemli pratik sonucu ise e-ticaret siteleriyle ilgilidir: Şirketler, üçüncü taraf küresel pazar yerlerinde (Amazon vb.) veya yurt dışı alan adlı sitelerde yer alan taklit markalı görsellerin kendilerine ait olmadığını iddia ederek sorumluluktan kaçamazlar; eğer o sitelerde kurumsal iletişim ve sertifika bilgileri şirketi işaret ediyorsa, dijital tecavüz eylemlerinden hukuken doğrudan sorumlu tutulurlar. *Buradaki yorum bağlayıcı değildir.

GARANTİ MARKASINA TECAVÜZ - Kosher Güvence İşaretinin İzinsiz Kullanımı - Web Sitelerindeki Dijital Görsellerde Yer Alan Taklit Markalar Yönünden Sorumluluk ve Tazminat 🏛️ KARAR KÜNYESİ Daire: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi Esas / Karar No: 2025/1091 Esas - 2026/922 Karar Karar Tarihi: 08.06.2026 Yerel Mahkeme: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (17/12/2024 günlü, E:2024/134, K:2024/310) 💡 ÖZET Davacı adına 42. sınıfta "Kosher (Koşer) belgelendirme hizmeti" vermek üzere tescilli bulunan güvence/garanti markasının, davalı şirket tarafından izin veya hizmet sözleşmesi olmaksızın internet ortamındaki ürün tanıtım ve satış görsellerinde kullanılması markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder. Davalıya ait web sitesinin iletişim ve sertifikalar bölümünde firmanın unvan ve adres bilgilerinin yer alması karşısında, söz konusu sitelerin veya yer sağlayıcının yurt dışı (ABD) menşeli olduğu yönündeki savunmalar sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Bu kapsamda ilk derece mahkemesince lisans bedeli esas alınarak hesaplanan maddi tazminat, itibar tazminatı ve manevi tazminat hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. ⚖️ UYUŞMAZLIK VE MADDİ VAKIA Davacı D.G.  A.Ş., Türkiye'de ...... dini vecibelerine uygun gıdalara "Kosher sertifikası" verme yetkisine sahip olduğunu ve 42. sınıfta tescilli "...." ibareli+şekilli garanti markasının sahibi olduğunu belirtmiştir. Davalı K.G.A.Ş.’nin; .......com, ........com, ........com ve ............com gibi e-ticaret sitelerinde satışa sunduğu ürün görsellerinde, bu güvence markasını izinsiz ve taklit biçimde kullandığını ileri sürerek tecavüzün tespiti, durdurulması ile maddi, manevi ve itibar tazminatı talepli dava açmıştır. Davalı şirket ise, söz konusu internet sitelerinin ABD merkezli başka bir firmaya ait olduğunu, dijital görsellerle bağının bulunmadığını, yalnızca yurt dışına ihracat yaptığını ve iç piyasada faaliyeti olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince davanın tümden kabulüne karar verilmesi üzerine davalı taraf istinaf yoluna başvurmuştur. 🎯 GEREKÇE Davacının markası, 42. sınıfta tescilli bir garanti markası olup, üçüncü kişilerce kullanımı ancak bir "hizmet sözleşmesi" çerçevesinde mümkündür. Yapılan delil tespitleri ve bilirkişi incelemelerinde; bahse konu internet sitelerinde satışa sunulan davalı ürünlerinin görsellerinde davacının şerit/şekil markasının yer aldığı sabittir. Davalının ana web sitesi olan ".......com" adresinin iletişim kısmında davalı şirketin merkez ofis adresinin ve unvanının yazılı olması, ayrıca "sertifikalar" bölümündeki belgelerde doğrudan davalı şirket adının geçmesi sebebiyle, sitelerin kendisiyle ilgili olmadığı yönündeki savunmaları basiretli tacir ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Ceza soruşturma dosyasında (M.CBS) alınan ve ihlal olmadığını belirten rapor ise 29. sınıf (ürün) yönünden yapılmış olup; eldeki dava 42. sınıf (belgelendirme/hizmet) yönünden açılan bir garanti markası tecavüzü davasıdır. Davacının yıllık 2.500 USD üzerinden lisanslama yaptığı ve ihlalin 4 yıllık bir sürece yayıldığı dikkate alındığında 10.000 USD (dava tarihi karşılığı 59.565,-TL) maddi tazminat, güvence markasının itibarının zedelenmesi nedeniyle 3.000,-TL itibar tazminatı ve tüketici nezdindeki güven algısının sarsılması sebebiyle hükmedilen 7.000,-TL manevi tazminat miktarları usul ve esasa uygundur. 🏁 HÜKÜM / SONUÇ Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, bakiye 2.948,59 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, iki haftalık süre içinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 08/06/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ TPMK YİDK MARKA KARARI İPTALİ VE HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİ  Davacıların “Manisa Kardan” İbaresini Markasal Olarak Kullandıklarını İspatlayamamaları – Davacı Adına Kayıtlı Markanın Başka Bir Dosyada Kesin Olarak Hükümsüz Kılınması

🏛️ KARAR KÜNYESİ

Mahkeme: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Esas / Karar No: 2018/229 Esas – 2018/930 Karar

Karar Tarihi: 21/09/2018

Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih: 21/09/2018

Yerel Mahkeme: Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Yerel Mahkeme Tarih ve Numarası: 28/12/2016 – 2015/334 E. – 2016/517 K.

Davanın Konusu: TPMK YİDK Marka Kararı İptali ve Hükümsüzlük

💡 DAVA VE İSTİNAF SÜRECİNİN ÖZETİ Davacılar vekili; müvekkili şirketin uzun yıllardır kardan şaftı üretimi yaptığını ve “Manisa Kardan” dahil birçok markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin ise kötü niyetli ve planlı haksız rekabet eylemleriyle kurulduğunu, davalının “CMMR Manisa Kardan Cemmer” markasının müvekkilinin meşhur hale getirdiği ibareyi barındırdığını ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince; davacı markalarının tescil tarihinin davalı başvurusundan sonraki tarihli olduğu, davacıların ilgili ibare üzerinde üstün ve öncelikli bir haklarının (556 sayılı KHK m. 8/3) bulunmadığı ve kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili, taraflar arasındaki geçmiş husumetleri ve haksız rekabet vakıalarını ileri sürerek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

⚖️ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE Dairece yapılan incelemede; dava konusu marka başvurusunun 7. ve 12. sınıflarda yapıldığı, bu sınıflar bakımından “Kardan” ibaresinin teknik bir kavram olarak vasıf (ürün niteliği) bildirdiği vurgulanmıştır. Davacıların “Manisa Kardan” ibaresini geçmişte markasal olarak kullandıklarını kanıtlayamadıkları, mevcut kullanımlarının ise markasal değil yalnızca ticaret unvanının kullanımı niteliğinde (“TIRSAN KARDAN… A.Ş.”) olduğu tespit edilmiştir.

Ayrıca taraflar arasında görülen ve kesinleşen bir başka dava dosyasında, davacı şirketin öncelik hakkını ispat edemediği gerekçesiyle “Manisa Kardan” ibareli kendi markasının hükümsüzlüğüne karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 02/10/2017 tarihli ilamıyla onandığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda yerel mahkemenin davanın reddi yönündeki vakıa ve hukuki değerlendirmesi usul ve esasa uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

🏁 HÜKÜM / SONUÇ

1- Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/09/2018 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

💡 DAVAPORT YORUMU

Ankara BAM 20. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, marka hukukunda “ticaret unvanının kullanımı” ile “markasal kullanım” arasındaki keskin sınırı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Davacı tarafın uzun yıllara dayanan sektörel faaliyetine ve unvanındaki kullanımlara rağmen, “Manisa Kardan” ibaresini bağımsız bir marka gibi ayırt edici şekilde kullanıp tescilsiz marka korumasından yararlanacak düzeyde sınaî hak sahipliği yaratamadığı vurgulanmıştır. Kararın ikinci önemli yönü ise, “Kardan” gibi sektörel ve teknik bir terimin ilgili mal gruplarında (7. ve 12. sınıf motorlu taşıt parçaları) vasıf bildiren (tanımlayıcı) bir unsur olarak kabul edilmesidir. Bu durum, coğrafi işaret niteliğindeki şehir isimleriyle birleşen teknik kelimelerin, ek ayırt edici unsurlar (CMMR, CEMMER gibi şekil ve logolar) eklenmediği müddetçe tek bir firmanın tekeline bırakılamayacağını ve öncelik hakkına tek başına dayanak oluşturamayacağını hatırlatması bakımından emsal niteliktedir.

⚖️ TPMK YİDK MARKA KARARI İPTALİ VE HÜKÜMSÜZLÜK İSTEMİ  Davacıların "Manisa Kardan" İbaresini Markasal Olarak Kullandıklarını İspatlayamamaları - Davacı Adına Kayıtlı Markanın Başka Bir Dosyada Kesin Olarak Hükümsüz Kılınması 🏛️ KARAR KÜNYESİ Mahkeme: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Esas / Karar No: 2018/229 Esas - 2018/930 Karar Karar Tarihi: 21/09/2018 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih: 21/09/2018 Yerel Mahkeme: Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Yerel Mahkeme Tarih ve Numarası: 28/12/2016 - 2015/334 E. - 2016/517 K. Davanın Konusu: TPMK YİDK Marka Kararı İptali ve Hükümsüzlük 💡 DAVA VE İSTİNAF SÜRECİNİN ÖZETİ Davacılar vekili; müvekkili şirketin uzun yıllardır kardan şaftı üretimi yaptığını ve "Manisa Kardan" dahil birçok markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin ise kötü niyetli ve planlı haksız rekabet eylemleriyle kurulduğunu, davalının "CMMR Manisa Kardan Cemmer" markasının müvekkilinin meşhur hale getirdiği ibareyi barındırdığını ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davacı markalarının tescil tarihinin davalı başvurusundan sonraki tarihli olduğu, davacıların ilgili ibare üzerinde üstün ve öncelikli bir haklarının (556 sayılı KHK m. 8/3) bulunmadığı ve kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili, taraflar arasındaki geçmiş husumetleri ve haksız rekabet vakıalarını ileri sürerek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. ⚖️ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE Dairece yapılan incelemede; dava konusu marka başvurusunun 7. ve 12. sınıflarda yapıldığı, bu sınıflar bakımından "Kardan" ibaresinin teknik bir kavram olarak vasıf (ürün niteliği) bildirdiği vurgulanmıştır. Davacıların "Manisa Kardan" ibaresini geçmişte markasal olarak kullandıklarını kanıtlayamadıkları, mevcut kullanımlarının ise markasal değil yalnızca ticaret unvanının kullanımı niteliğinde ("TIRSAN KARDAN... A.Ş.") olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca taraflar arasında görülen ve kesinleşen bir başka dava dosyasında, davacı şirketin öncelik hakkını ispat edemediği gerekçesiyle "Manisa Kardan" ibareli kendi markasının hükümsüzlüğüne karar verildiği ve bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/10/2017 tarihli ilamıyla onandığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda yerel mahkemenin davanın reddi yönündeki vakıa ve hukuki değerlendirmesi usul ve esasa uygun bulunarak davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 🏁 HÜKÜM / SONUÇ 1- Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/09/2018 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. 💡 DAVAPORT YORUMU Ankara BAM 20. Hukuk Dairesi'nin bu kararı, marka hukukunda "ticaret unvanının kullanımı" ile "markasal kullanım" arasındaki keskin sınırı net bir şekilde ortaya koymaktadır. Davacı tarafın uzun yıllara dayanan sektörel faaliyetine ve unvanındaki kullanımlara rağmen, "Manisa Kardan" ibaresini bağımsız bir marka gibi ayırt edici şekilde kullanıp tescilsiz marka korumasından yararlanacak düzeyde sınaî hak sahipliği yaratamadığı vurgulanmıştır. Kararın ikinci önemli yönü ise, "Kardan" gibi sektörel ve teknik bir terimin ilgili mal gruplarında (7. ve 12. sınıf motorlu taşıt parçaları) vasıf bildiren (tanımlayıcı) bir unsur olarak kabul edilmesidir. Bu durum, coğrafi işaret niteliğindeki şehir isimleriyle birleşen teknik kelimelerin, ek ayırt edici unsurlar (CMMR, CEMMER gibi şekil ve logolar) eklenmediği müddetçe tek bir firmanın tekeline bırakılamayacağını ve öncelik hakkına tek başına dayanak oluşturamayacağını hatırlatması bakımından emsal niteliktedir.

⚖️ TPMK YİDK KARARI İPTALİ İSTEMİ – Davacının Marka Başvurusu ile Davalının Tescilli Markası Arasında İltibas Tehlikesinin Bulunması      

🏛️ KARAR KÜNYESİ

Mahkeme: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Esas / Karar No: 2018/2062 Esas – 2020/259 Karar

Karar Tarihi: 21/02/2020

Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih: 25/02/2020

Yerel Mahkeme: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Yerel Mahkeme Tarih ve Numarası: 12/09/2018 – 2017/300 E. – 2018/327 K.

Davanın Konusu: TPMK YİDK Kararı İptali

💡 DAVA ÖZETİ Davacı vekili; “Casa Di Oliva” markasının ABD’de 2009 yılından bu yana davacı adına tescilli olduğunu, Ankara 4. FSHHM’nin E.2011/306 K.2012/109 sayılı kesinleşen kararıyla 2011-M-2215 sayılı YİDK kararının “zeytin, zeytin ezmeleri, yenilebilir bitkisel yağlar, zeytinyağı ve ayçiçek yağı” emtiası açısından iptali üzerine dava konusu 2009/23876 sayılı “şekil+CASA DI OLIVA” ibareli marka başvurusunun bu emtialar bakımından tekrar yayınlandığını, davalı şirketin itirazı üzerine başvurunun reddedildiğini, YİDK’ya yaptıkları itirazın da haksız reddedildiğini, oysa davalının markasının tek kelimeden, davacınınkinin ise 3 kelimeden oluştuğunu, markaların benzer olmadığını, “CASA” ibaresinin ev anlamına geldiğini ve tüketicilerin mobilya sektörü ile zeytin ibaresini barındıran bu markayı karıştırmayacağını ileri sürerek; 2017-M-4316 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir.

📌 CEVAP ÖZETİ Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Diğer davalı şirket vekili; davacının başvurusunun daha önce kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda ilgili emtialar yönünden tekrar yayına çıkması üzerine yaptıkları itiraza ilişkin verilen YİDK’nın 2017-M-4316 sayılı kararının davanın konusunu oluşturdonu, davacı başvurusundaki “OLIVA” ibaresinin zeytin anlamına geldiğini ve dava konusu emtia için tanımlayıcı olduğunu, başvurudaki vurgu ve tonlamanın “CASA” ibaresi üzerinde odaklandığını, davacı markasının tanınmış “CASA” ibareli seri markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

📌 İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince; davacının “CASA DI OLIVA” ibareli marka başvurusuyla davalı firmanın “casa” ibareli tescilli markası arasında başvuru kapsamında olup da reddedilen 29. sınıftaki “zeytin, zeytin ezmeleri, yenilebilir bitkisel yağlar; zeytin yağ, ayçiçeği yağı.” malları yönünden görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, alıcı kitlesinin davacının markasını gördüğünde derhâl bunun davalının markasından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, davalı firmanın markası arasında işletmesel bağ olduğu algılaması oluşabileceği ve 556 sayılı KHK’nın 8/1b maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

 

📌 İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; başvuruya konu ibarenin davacının Amerika’da tescilli markası olduğunu, “CASA” ibaresine eklenen “DI OLİVA” ibaresiyle başvurunun ayırt edicilik vasfını kazandığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.

⚖️ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılan incelemede; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının “CASA DI OLIVA” ibareli marka başvurusuyla davalı firmanın “casa” ibareli tescilli markası arasında başvuru kapsamında olup da reddedilen 29. Sınıftaki “zeytin, zeytin ezmeleri, yenilebilir bitkisel yağlar; zeytin yağ, ayçiçeği yağı.” malları yönünden görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvurudaki esas unsuru “casa” ibaresinin oluşturduğu, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1b maddesinde düzenlenen iltibas tehlikesinin bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir.

 

🏁 HÜKÜM / SONUÇ

1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- Alınması gereken 54,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 35,90 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 18,50 TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4- İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/02/2020 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

TPMK YİDK KARARI İPTALİ İSTEMİ - Davacının Marka Başvurusu ile Davalının Tescilli Markası Arasında İltibas Tehlikesinin Bulunması       🏛️ KARAR KÜNYESİ Mahkeme: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Esas / Karar No: 2018/2062 Esas - 2020/259 Karar Karar Tarihi: 21/02/2020 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih: 25/02/2020 Yerel Mahkeme: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Yerel Mahkeme Tarih ve Numarası: 12/09/2018 - 2017/300 E. - 2018/327 K. Davanın Konusu: TPMK YİDK Kararı İptali 💡 DAVA ÖZETİ Davacı vekili; "Casa Di Oliva" markasının ABD’de 2009 yılından bu yana davacı adına tescilli olduğunu, Ankara 4. FSHHM’nin E.2011/306 K.2012/109 sayılı kesinleşen kararıyla 2011-M-2215 sayılı YİDK kararının “zeytin, zeytin ezmeleri, yenilebilir bitkisel yağlar, zeytinyağı ve ayçiçek yağı” emtiası açısından iptali üzerine dava konusu 2009/23876 sayılı “şekil+CASA DI OLIVA” ibareli marka başvurusunun bu emtialar bakımından tekrar yayınlandığını, davalı şirketin itirazı üzerine başvurunun reddedildiğini, YİDK'ya yaptıkları itirazın da haksız reddedildiğini, oysa davalının markasının tek kelimeden, davacınınkinin ise 3 kelimeden oluştuğunu, markaların benzer olmadığını, "CASA" ibaresinin ev anlamına geldiğini ve tüketicilerin mobilya sektörü ile zeytin ibaresini barındıran bu markayı karıştırmayacağını ileri sürerek; 2017-M-4316 sayılı YİDK kararının iptalini talep ve dava etmiştir. 📌 CEVAP ÖZETİ Davalı Türk Patent ve Marka Kurumu vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili; davacının başvurusunun daha önce kesinleşen mahkeme kararı doğrultusunda ilgili emtialar yönünden tekrar yayına çıkması üzerine yaptıkları itiraza ilişkin verilen YİDK’nın 2017-M-4316 sayılı kararının davanın konusunu oluşturdonu, davacı başvurusundaki "OLIVA" ibaresinin zeytin anlamına geldiğini ve dava konusu emtia için tanımlayıcı olduğunu, başvurudaki vurgu ve tonlamanın "CASA" ibaresi üzerinde odaklandığını, davacı markasının tanınmış "CASA" ibareli seri markaların ayırt edici karakterine zarar vereceğini savunarak davanın reddini istemiştir. 📌 İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince; davacının "CASA DI OLIVA" ibareli marka başvurusuyla davalı firmanın "casa" ibareli tescilli markası arasında başvuru kapsamında olup da reddedilen 29. sınıftaki "zeytin, zeytin ezmeleri, yenilebilir bitkisel yağlar; zeytin yağ, ayçiçeği yağı." malları yönünden görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, alıcı kitlesinin davacının markasını gördüğünde derhâl bunun davalının markasından farklı bir marka olduğunu algılamayacağı, davalı firmanın markası arasında işletmesel bağ olduğu algılaması oluşabileceği ve 556 sayılı KHK'nın 8/1b maddesindeki iltibas koşulunun oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 📌 İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; başvuruya konu ibarenin davacının Amerika'da tescilli markası olduğunu, "CASA" ibaresine eklenen "DI OLİVA" ibaresiyle başvurunun ayırt edicilik vasfını kazandığını ileri sürerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. ⚖️ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılan incelemede; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacının "CASA DI OLIVA" ibareli marka başvurusuyla davalı firmanın "casa" ibareli tescilli markası arasında başvuru kapsamında olup da reddedilen 29. Sınıftaki "zeytin, zeytin ezmeleri, yenilebilir bitkisel yağlar; zeytin yağ, ayçiçeği yağı." malları yönünden görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, başvurudaki esas unsuru "casa" ibaresinin oluşturduğu, taraf markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1b maddesinde düzenlenen iltibas tehlikesinin bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiştir. 🏁 HÜKÜM / SONUÇ 1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Alınması gereken 54,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 35,90 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 18,50 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3- İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4- İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 21/02/2020 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.

⚖️MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE YİDK KARARININ İPTALİ – İltibas ve Karıştırılma İhtimalinin Bulunmaması – Marka İşaretleri Arasında Görsel, Sesçil ve Anlamsal Benzerlik Görülmemesi 

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • İlk Derece Mahkemesi: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2017/315 E. – 2018/291 K.)

  • İlk Derece Karar Tarihi: 04/07/2018

  • İstinaf Mahkemesi: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2018/1846 Esas – 2020/7 Karar)

  • BAM Karar Tarihi: 16/01/2020

💡 DAVA ÖZETİ Davacı vekili; müvekkilinin sahibi olduğu çok sayıda tescilli ve tanınmış markaya dayanarak, davalı yanın marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazın nihai olarak davalı kurum tarafından reddedildiğini ileri sürerek; YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur. Diğer davalı vekili ise müvekkilinin farklı sektördeki firmalara yazılım ve donanım çözümleri sunduğunu, markanın öne çıkan unsurunun davacı markası olmadığını, ibarenin aynı zamanda ticaret unvanı ve bilgi işlem merkezinin kısaltması olduğunu, markaların benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

📌 İLK DERECE MAHKEMESİNİN RED GEREKÇESİ İlk derece mahkemesi gerekçesi aynen şu şekildedir:

“Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının ‘sisbim’ ibareli başvurusu ile davacının ‘BİM’ ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesindeki tanınmışlık iddiası açısından ise taraf marka işaretleri benzemediği gibi davalının marka başvurusunda davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususlarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.”

 

👉 İSTİNAF SÜRECİ VE BAM KARARI Davacı vekili istinaf başvurusunda; kelime markalarında görsel ve işitsel benzerliğin genellikle aynı anda ortaya çıkacağını, vurgunun dava konusu markada belirli bir hece üzerinde toplandığını, harflerin karakterize edilme biçiminin bütüncül algıya engel olduğunu ve ortalama tüketicide bıraktığı genel intiba yönünden ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, HMK m.355 uyarınca incelemeyi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı ve kamu düzenini gözeterek yapmıştır. Üst mahkemenin gerekçesi aynen şu şekildedir:

“Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının ‘sisbim’ ibareli marka tescil başvurusu ile davacının ‘BİM’ esas unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.”

 

Bu doğrultuda davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

Bu karar; fikri mülkiyet hukukunda markalar arasında benzerlik ve iltibas (karıştırılma) tehlikesi analiz edilirken “bütünsel algı” ilkesinin nasıl uygulanması gerektiğini gösteren net bir örnektir.

Davacı taraf, tescilli markasının içinde yer alan kök hecenin, davalı markasının da sonunda yer almasını ve bu hecenin grafiksel olarak öne çıkarılmasını iltibas nedeni olarak ileri sürmüştür. Marka hukukunda, bir markanın başka bir markadaki kök kelimeyi veya eki barındırması tek başına karıştırılma ihtimali doğurmaz. Esas alınmesi gereken kriter, ortalama tüketicinin markayı gördüğünde bıraktığı genel işitsel, görsel ve anlamsal “bütüncül intibadır.”

Hem ilk derece mahkemesi hem de Bölge Adliye Mahkemesi, davalının markasındaki harf dizilimi, tertip tarzı ve kelime yapısının bir bütün olarak ele alındığında davacının markasından bağımsız, yeni ve ayırt edici bir algı yarattığına hükmetmiştir. Kelime markalarındaki kısmi hece benzerliklerinin, markanın bütününe yayılan görsel ve sesçil farklılıkları ortadan kaldırmayacağı tescil edilmiştir. Karar, tanınmış kök ibarelerin tekelci bir yaklaşımla, içinde geçtiği her türlü özgün ve bütüncül kombinasyonu engellemesinin önüne geçilmesi ve piyasadaki haklı ticari kullandırımların korunması bakımından dengeli bir hukuki yaklaşım sergilemektedir.

⚖️MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE YİDK KARARININ İPTALİ – İltibas ve Karıştırılma İhtimalinin Bulunmaması – Marka İşaretleri Arasında Görsel, Sesçil ve Anlamsal Benzerlik Görülmemesi  🏛️ KARAR KÜNYESİ İlk Derece Mahkemesi: Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2017/315 E. - 2018/291 K.) İlk Derece Karar Tarihi: 04/07/2018 İstinaf Mahkemesi: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2018/1846 Esas - 2020/7 Karar) BAM Karar Tarihi: 16/01/2020 💡 DAVA VE SAFHA ÖZETİ Davacı vekili; müvekkilinin sahibi olduğu çok sayıda tescilli ve tanınmış markaya dayanarak, davalı yanın marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazın nihai olarak davalı kurum tarafından reddedildiğini ileri sürerek; YİDK kararının iptali ile diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunmuştur. Diğer davalı vekili ise müvekkilinin farklı sektördeki firmalara yazılım ve donanım çözümleri sunduğunu, markanın öne çıkan unsurunun davacı markası olmadığını, ibarenin aynı zamanda ticaret unvanı ve bilgi işlem merkezinin kısaltması olduğunu, markaların benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 📌 İLK DERECE MAHKEMESİNİN RED GEREKÇESİ İlk derece mahkemesi gerekçesi aynen şu şekildedir: "Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının 'sisbim' ibareli başvurusu ile davacının 'BİM' ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesindeki tanınmışlık iddiası açısından ise taraf marka işaretleri benzemediği gibi davalının marka başvurusunda davacı tarafın tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hususlarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir." 👉 İSTİNAF SÜRECİ VE BAM KARARI Davacı vekili istinaf başvurusunda; kelime markalarında görsel ve işitsel benzerliğin genellikle aynı anda ortaya çıkacağını, vurgunun dava konusu markada belirli bir hece üzerinde toplandığını, harflerin karakterize edilme biçiminin bütüncül algıya engel olduğunu ve ortalama tüketicide bıraktığı genel intiba yönünden ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, HMK m.355 uyarınca incelemeyi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı ve kamu düzenini gözeterek yapmıştır. Üst mahkemenin gerekçesi aynen şu şekildedir: "Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının 'sisbim' ibareli marka tescil başvurusu ile davacının 'BİM' esas unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi uyarınca, ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir." Bu doğrultuda davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verilmiştir.

⚖️FİKRİ SINAİ HAKLAR – HAKSIZ REKABET – Franchise Sözleşmesinin Feshi – Markaya Tecavüz İddiası – Adi Lisans Sahibinin Dava Hakkı – Rekabet Yasağı Sözleşmesinin Sınırları ve Aşırı Sınırlama Nedeniyle Yok Hükmünde Olması 

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • İlk Derece Mahkemesi: Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

  • Bölge Adliye Mahkemesi: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

  • Esas – Karar No: 2019/1070 E. – 2022/784 K.

  • Karar Tarihi: 20/05/2022

💡 UYUŞMAZLIK VE DAVA SÜRECİ Davacı lisans alan şirket, “Dönerci Orhan Rahmanoğlu” markasının franchise sözleşmesiyle davalıya kullandırıldığını, davalının cari borçlarını ödememesi üzerine sözleşmeyi tek taraflı feshettiklerini (05.09.2016 tebliğ) ileri sürmüştür. Davacı, fesihten sonra davalının aynı yerde “Dalya Döner & Köfte” adıyla dönercilik faaliyetine devam ettiğini, bunun franchise sözleşmesinin 6. maddesindeki “sona ermeden itibaren 1 yıl süreyle aynı gıda ürünleriyle işyeri açamaz” şeklindeki rekabet yasağına aykırı olduğunu, yazar kasa ve yemek fişlerinde hâlâ eski markanın göründüğünü belirterek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesini talep etmiştir.

Davalı ise fesihten sonra tabelayı değiştirdiğini, eski markaya ait materyalleri istifleyip kullanmadığını, fişlerdeki eski unvanın idari formaliteler ve entegrasyon süreçleri nedeniyle makul bir süre kalıp sonradan güncellendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi: Davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

📌 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN ESAS GEREKÇESİ

İzmir BAM 11. Hukuk Dairesi, dosyadaki delil durumunu ve delil tespiti raporlarını inceleyerek ilk derece mahkemesinin ret kararını şu orijinal hukuki gerekçelerle uygun bulmuştur:

  • Adi Lisans Sahibinin Dava Hakkı:

    “Lisans veren marka sahibi Kaan Rahmanoğlu’nun aynı zamanda davacı şirketin yetkilisi olması ve lisans alan davacı şirketin yetkilisi olarak bu davayı açması için vekaletname vermesi nedeni ile taraflar arasında düzenlenen franchise sözleşmesine konu bu markasına tecavüz nedeni ile marka sahibinin bu davadan haberdar olduğu ve davacı şirketin lisans alan olarak sözleşmeye konu markaya tecavüz ile ilgili bu davayı açmaya hak ve yetkisinin bulunduğu kabul edilmiştir.”

  • Markasal Kullanım ve İltibas Riskinin Bulunmaması:

    “Davalının işyerindeki yazar kasa fişlerinde Dönerci Orhan ibaresi kullanılmış ve multinet ve benzeri firmalarla ilgili anlaşmaları gereği yemek fişlerinde işletme adı ‘Dönerci Orhan’ olarak geçmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça feshedilmesinden sonra ancak makul sürede değişiklik işlenebilecektir… Davalının işlettiği restoranın tabelasında ‘Dalya Döner Köfte’ işletme adı bulunduğundan müşterilerin bu tabela sayesinde işletmeyi seçtikleri, bir kısım müşterilerin yemek fişi kullanmaları nedeniyle sonuç itibariyle ödeme sırasında işletmenin verdiği hizmetin kökeni konusunda yanılmayacakları, idari formalitelerin belirli başvuru ve kayıt süreçlerini gerektirdiği, dolayısıyla bir süre için bu türden fişlerin üzerinde markasal olmayan ibarenin kalmış olduğu, bu durumun bir iltibas riski yaratmadığı değerlendirilmiştir.”

  • Rekabet Yasağının Yok Hükmünde Olması:

    “Taraflar arasında düzenlenen franchise sözleşmesinin 6.maddesinde ‘franchise alan, bu sözleşme süresince ve sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl süre ile aynı gıda ürünleri ile üretim ve satım konulu işyeri açamaz’ şeklinde düzenleme aşırı sınırlayıcı şekilde davalının ticari hayatının mahvına yol açacağından yok hükmündedir.”

  • Hukuki Sonuç: Davalının fesihten sonra markayı kullanmadığı, yazar kasa fişlerindeki geçici durumun markasal kullanım ve haksız rekabet teşkil etmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine (Yargıtay yolu açık olmak üzere) karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

Karar, franchise sözleşmelerinin feshinden sonraki tasfiye sürecine, dijital altyapı güncellemelerine ve sözleşmelerdeki rekabet yasaklarının sınırlarına dair çok önemli iki temel ilkeyi netleştirmektedir:

  1. Sözleşme Serbestisi Ekonomik Özgürlüğü Yok Edemez (Rekabet Yasağı Sınırı): Franchise sözleşmelerine sıklıkla konulan “sözleşme bittikten sonra şu kadar süre aynı işi yapamaz” maddeleri, Türk Borçlar Kanunu ve dürüstlük kuralı çerçevesinde dar yorumlanır. Mahkeme, alt bayinin sözleşme bittikten sonra tamamen aynı gıda sektöründe iş yapmasını yasaklayan hükmü, “davalının ticari hayatının mahvına yol açacak derecede aşırı sınırlayıcı” bularak doğrudan yok hükmünde saymıştır. Rekabet yasaklarının geçerli olabilmesi için coğrafi bölge, süre ve konu bakımından makul, orantılı ve kişinin ekonomik varlığını tamamen bitirmeyecek nitelikte kurgulanması şarttır.

  2. Yazar Kasa ve Yemek Fişlerindeki Gecikmeler “Makul Süre” İçinde İltibas Sayılmaz: Franchise feshinden sonra tabela, ambalaj ve menülerin derhal değiştirilmesi zorunludur (ki somut olayda davalı bunu yapmıştır). Ancak Multinet, Sodexo gibi üçüncü taraf yemek kartı firmalarıyla olan sistem entegrasyonları ile yazar kasa unvan değişiklikleri, idari ve teknik bürokrasi gerektirir. Mahkeme, bu sistemlerde eski unvanın bir süre daha görünmesini “markasal bir kullanım” veya “tüketiciyi yanıltmaya yönelik kasıtlı bir eylem” olarak görmemiş; tabelanın değişmiş olması karşılığında tüketicinin hizmet kökeninde yanılmayacağını kabul ederek makul süre içindeki idari formalite gecikmelerini hak ihlali saymamıştır.

⚖️FİKRİ SINAİ HAKLAR – HAKSIZ REKABET – Franchise Sözleşmesinin Feshi – Markaya Tecavüz İddiası – Adi Lisans Sahibinin Dava Hakkı – Rekabet Yasağı Sözleşmesinin Sınırları ve Aşırı Sınırlama Nedeniyle Yok Hükmünde Olması  🏛️ KARAR KÜNYESİ İlk Derece Mahkemesi: Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi Esas - Karar No: 2019/1070 E. - 2022/784 K. Karar Tarihi: 20/05/2022 💡 UYUŞMAZLIK VE DAVA SÜRECİ Davacı lisans alan şirket, "Dönerci Orhan Rahmanoğlu" markasının franchise sözleşmesiyle davalıya kullandırıldığını, davalının cari borçlarını ödememesi üzerine sözleşmeyi tek taraflı feshettiklerini (05.09.2016 tebliğ) ileri sürmüştür. Davacı, fesihten sonra davalının aynı yerde "Dalya Döner & Köfte" adıyla dönercilik faaliyetine devam ettiğini, bunun franchise sözleşmesinin 6. maddesindeki "sona ermeden itibaren 1 yıl süreyle aynı gıda ürünleriyle işyeri açamaz" şeklindeki rekabet yasağına aykırı olduğunu, yazar kasa ve yemek fişlerinde hâlâ eski markanın göründüğünü belirterek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesini talep etmiştir. Davalı ise fesihten sonra tabelayı değiştirdiğini, eski markaya ait materyalleri istifleyip kullanmadığını, fişlerdeki eski unvanın idari formaliteler ve entegrasyon süreçleri nedeniyle makul bir süre kalıp sonradan güncellendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi: Davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. 📌 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN ESAS GEREKÇESİ İzmir BAM 11. Hukuk Dairesi, dosyadaki delil durumunu ve delil tespiti raporlarını inceleyerek ilk derece mahkemesinin ret kararını şu orijinal hukuki gerekçelerle uygun bulmuştur: Adi Lisans Sahibinin Dava Hakkı: "Lisans veren marka sahibi Kaan Rahmanoğlu'nun aynı zamanda davacı şirketin yetkilisi olması ve lisans alan davacı şirketin yetkilisi olarak bu davayı açması için vekaletname vermesi nedeni ile taraflar arasında düzenlenen franchise sözleşmesine konu bu markasına tecavüz nedeni ile marka sahibinin bu davadan haberdar olduğu ve davacı şirketin lisans alan olarak sözleşmeye konu markaya tecavüz ile ilgili bu davayı açmaya hak ve yetkisinin bulunduğu kabul edilmiştir." Markasal Kullanım ve İltibas Riskinin Bulunmaması: "Davalının işyerindeki yazar kasa fişlerinde Dönerci Orhan ibaresi kullanılmış ve multinet ve benzeri firmalarla ilgili anlaşmaları gereği yemek fişlerinde işletme adı 'Dönerci Orhan' olarak geçmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça feshedilmesinden sonra ancak makul sürede değişiklik işlenebilecektir... Davalının işlettiği restoranın tabelasında 'Dalya Döner Köfte' işletme adı bulunduğundan müşterilerin bu tabela sayesinde işletmeyi seçtikleri, bir kısım müşterilerin yemek fişi kullanmaları nedeniyle sonuç itibariyle ödeme sırasında işletmenin verdiği hizmetin kökeni konusunda yanılmayacakları, idari formalitelerin belirli başvuru ve kayıt süreçlerini gerektirdiği, dolayısıyla bir süre için bu türden fişlerin üzerinde markasal olmayan ibarenin kalmış olduğu, bu durumun bir iltibas riski yaratmadığı değerlendirilmiştir." Rekabet Yasağının Yok Hükmünde Olması: "Taraflar arasında düzenlenen franchise sözleşmesinin 6.maddesinde 'franchise alan, bu sözleşme süresince ve sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl süre ile aynı gıda ürünleri ile üretim ve satım konulu işyeri açamaz' şeklinde düzenleme aşırı sınırlayıcı şekilde davalının ticari hayatının mahvına yol açacağından yok hükmündedir." Hukuki Sonuç: Davalının fesihten sonra markayı kullanmadığı, yazar kasa fişlerindeki geçici durumun markasal kullanım ve haksız rekabet teşkil etmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine (Yargıtay yolu açık olmak üzere) karar verilmiştir.

⚖️MARKA YİDK KARARININ İPTALİ İSTEMİ – Marka Tescilinde Karıştırılma İhtimali (İltibas) – Ortak Ayırt Edici Unsurlar – YİDK Karar Tarihinde Dayanak Markanın Ayakta Olması 

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Mahkeme / Daire: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

  • Esas / Karar No: 2019/1090 Esas – 2021/349 Karar

  • İlk Derece Mahkemesi: Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2018/75 E. – 2019/77 K.)

  • Karar Tarihi: 11/03/2021

💡 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

  • Davacı İstemi: Davacı vekili; 7. ve 12. sınıflarda tescilli “CMMR Manisa Kardan Cemmer” ibareli markalarının bulunduğunu, bu markanın devamı niteliğindeki “CMMR MANİSA KARDAN CEMMER” ibareli yeni marka başvurularının (35. ve 37. sınıflarda) davalı şirketin “Kardan Manisa” markası mesnet gösterilerek TPMK YİDK tarafından haksız yere reddedildiğini ileri sürmüştür. Markanın asli unsurunun “CMMR” olduğunu, “Kardan” kelimesinin teknik bir malzeme adı olup ayırt edici olmadığını ve davalının dayanak markasının hükümsüzlüğü için dava açtıklarını belirterek YİDK kararının iptalini istemiştir.

  • Davalı TPMK Savunması: Davalı Kurum vekili; başvuru konusu işaret ile redde mesnet markanın “Manisa” ve “Kardan” ibarelerini ortak olarak içerdiklerini, emtia ve hizmet listelerinin de aynı/benzer olduğunu, markalar arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında iltibas (karıştırılma) tehlikesinin bulunduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

  • Davalı Şirket Savunması: Davalı şirket vekili; “Manisa Kardan” ibaresi üzerinde 40 yıldır üretim yapıyor olmaları sebebiyle öncelikli ve üstün hak sahibi olduklarını, davacının kötü niyetli olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

  • İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; davacının müktesep (kazanılmış) hak iddiası yerinde görülmemiş ancak taraf markaları bir bütün olarak incelendiğinde görsel ve işitsel olarak birbirinin devamı olduğu intibaını uyandırmadığı, iltibas tehlikesinin doğmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.

📌 DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf incelemesi HMK’nın 355. maddesi uyarınca, davalı TPMK vekilinin istinaf dilekçesinde belirttiği nedenlerle sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır:

  1. Emtia ve Hizmet Sınıflarının Aynılığı: Dava konusu başvuru ile redde mesnet 2013/93598 sayılı “Kardan Manisa” markasının kapsamlarında yer alan 35. sınıf (mağazacılık) ve 37. sınıf hizmetlerin aynı tür ve benzer olduğu sabittir.

  2. İşaretlerin Benzerliği ve İltibas Değerlendirmesi (556 s. KHK m. 8/1-b): Davacının başvurusu “CMMR MANİSA KARDAN CEMMER”, davalı markası ise “KARDAN MÂNİSA” ibarelerinden oluşmaktadır. Her iki markada da “MANİSA” ve “KARDAN” kelimelerinin ortak olarak yer alması, bütünü itibarıyla görsel ve sescil (fonetik) olarak güçlü bir benzerlik yaratmaktadır. Bu benzerlik, hizmet sınıflarının aynılığı ile birleştiğinde tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesine (iltibasa) yol açar. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin aynı taraflar arasındaki emsal ilamında da (2016/2377 E. – 2017/4909 K.) bu ibareler arasında iltibasın varlığı onanmıştır. Ayrıca, iltibas değerlendirmesi hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenebilecek bir husus olduğundan bilirkişi raporundaki aksi yöndeki görüşe itibar edilmemiştir.

  3. Dayanak Markanın Hükümsüzlüğü İddiası: Davacı tarafça, davalı şirkete ait redde mesnet markanın hükümsüz kılındığına dair yerel mahkeme kararı sunulmuşsa da; iptali istenen YİDK karar tarihi itibarıyla (29/12/2017) davalı markası halen hukuken ayakta ve geçerlidir. Bu nedenle Kurumun bu markayı redde mesnet almasında bir usulsüzlük bulunmamaktadır.

🏁 HÜKÜM / SONUÇ Davalı TPMK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle DAVANIN REDDİNE, yargılama ve vekalet ücreti giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

⚖️ DAVAPORT YORUMU Bu karar, marka hukukunun iki temel sütunu olan “İltibas (Karıştırılma İhtimali)” ve “YİDK Karar Tarihindeki Hukuki Durum” ilkelerini net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Uygulamada sıklıkla yapılan hata, markanın başına veya sonuna “CMMR” veya “CEMMER” gibi ek ayırt edici ibareler konularak iltibastan kaçınılabileceği düşüncesidir. Ancak Ankara BAM 20. Hukuk Dairesi, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına atıf yaparak, markanın gövdesini oluşturan ana unsurların (“Manisa Kardan” – “Kardan Manisa”) aynen korunması halinde, eklenen diğer kelimelerin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yetmediğini vurgulamıştır.

Kararın felsefi ve usuli açıdan en can alıcı noktası ise şudur: Bir markanın sonradan (mesela yerel mahkeme aşamasında) hükümsüz kılınmış olması, geçmişteki YİDK kararını kendiliğinden sakatlamaz. Marka davalarında “Kurum karar tarihindeki mülkiyet durumu” esas alınır. Eğer YİDK karar verirken o marka sicilde canlıysa, karar usulüne uygundur. Fikri mülkiyet stratejisi yürüten avukatların, hükümsüzlük davaları ile tescil itiraz davalarındaki zamanlamayı ve “bekletici mesele” taleplerini ne kadar hassas yönetmesi gerektiğini gösteren rehber niteliğinde bir karardır.

⚖️FİKRİ SINAİ HAKLAR – HAKSIZ REKABET – Franchise Sözleşmesinin Feshi – Markaya Tecavüz İddiası – Adi Lisans Sahibinin Dava Hakkı – Rekabet Yasağı Sözleşmesinin Sınırları ve Aşırı Sınırlama Nedeniyle Yok Hükmünde Olması  🏛️ KARAR KÜNYESİ İlk Derece Mahkemesi: Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Bölge Adliye Mahkemesi: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi Esas - Karar No: 2019/1070 E. - 2022/784 K. Karar Tarihi: 20/05/2022 💡 UYUŞMAZLIK VE DAVA SÜRECİ Davacı lisans alan şirket, "Dönerci Orhan Rahmanoğlu" markasının franchise sözleşmesiyle davalıya kullandırıldığını, davalının cari borçlarını ödememesi üzerine sözleşmeyi tek taraflı feshettiklerini (05.09.2016 tebliğ) ileri sürmüştür. Davacı, fesihten sonra davalının aynı yerde "Dalya Döner & Köfte" adıyla dönercilik faaliyetine devam ettiğini, bunun franchise sözleşmesinin 6. maddesindeki "sona ermeden itibaren 1 yıl süreyle aynı gıda ürünleriyle işyeri açamaz" şeklindeki rekabet yasağına aykırı olduğunu, yazar kasa ve yemek fişlerinde hâlâ eski markanın göründüğünü belirterek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesini talep etmiştir. Davalı ise fesihten sonra tabelayı değiştirdiğini, eski markaya ait materyalleri istifleyip kullanmadığını, fişlerdeki eski unvanın idari formaliteler ve entegrasyon süreçleri nedeniyle makul bir süre kalıp sonradan güncellendiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi: Davanın reddine karar vermiştir. Davacı vekili, karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. 📌 BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN ESAS GEREKÇESİ İzmir BAM 11. Hukuk Dairesi, dosyadaki delil durumunu ve delil tespiti raporlarını inceleyerek ilk derece mahkemesinin ret kararını şu orijinal hukuki gerekçelerle uygun bulmuştur: Adi Lisans Sahibinin Dava Hakkı: "Lisans veren marka sahibi Kaan Rahmanoğlu'nun aynı zamanda davacı şirketin yetkilisi olması ve lisans alan davacı şirketin yetkilisi olarak bu davayı açması için vekaletname vermesi nedeni ile taraflar arasında düzenlenen franchise sözleşmesine konu bu markasına tecavüz nedeni ile marka sahibinin bu davadan haberdar olduğu ve davacı şirketin lisans alan olarak sözleşmeye konu markaya tecavüz ile ilgili bu davayı açmaya hak ve yetkisinin bulunduğu kabul edilmiştir." Markasal Kullanım ve İltibas Riskinin Bulunmaması: "Davalının işyerindeki yazar kasa fişlerinde Dönerci Orhan ibaresi kullanılmış ve multinet ve benzeri firmalarla ilgili anlaşmaları gereği yemek fişlerinde işletme adı 'Dönerci Orhan' olarak geçmiş ise de; taraflar arasındaki sözleşmenin davacı tarafça feshedilmesinden sonra ancak makul sürede değişiklik işlenebilecektir... Davalının işlettiği restoranın tabelasında 'Dalya Döner Köfte' işletme adı bulunduğundan müşterilerin bu tabela sayesinde işletmeyi seçtikleri, bir kısım müşterilerin yemek fişi kullanmaları nedeniyle sonuç itibariyle ödeme sırasında işletmenin verdiği hizmetin kökeni konusunda yanılmayacakları, idari formalitelerin belirli başvuru ve kayıt süreçlerini gerektirdiği, dolayısıyla bir süre için bu türden fişlerin üzerinde markasal olmayan ibarenin kalmış olduğu, bu durumun bir iltibas riski yaratmadığı değerlendirilmiştir." Rekabet Yasağının Yok Hükmünde Olması: "Taraflar arasında düzenlenen franchise sözleşmesinin 6.maddesinde 'franchise alan, bu sözleşme süresince ve sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl süre ile aynı gıda ürünleri ile üretim ve satım konulu işyeri açamaz' şeklinde düzenleme aşırı sınırlayıcı şekilde davalının ticari hayatının mahvına yol açacağından yok hükmündedir." Hukuki Sonuç: Davalının fesihten sonra markayı kullanmadığı, yazar kasa fişlerindeki geçici durumun markasal kullanım ve haksız rekabet teşkil etmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine (Yargıtay yolu açık olmak üzere) karar verilmiştir.

⚖️SINAİ MÜLKİYET HUKUKU / İHTİYATİ TEDBİR – Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet – Önceki Tarihli Tescilli Lisans Hakkı Nedeniyle İhtiyati Tedbir Kararının Kaldırılması 

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Mahkeme / Daire: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

  • Esas / Karar No: 2022/775 Esas – 2022/939 Karar

  • İlk Derece Mahkemesi: İzmir Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2022/3 D.İş Esas – 2022/3 D.İş Karar)

  • Karar Tarihi: 08/06/2022

💡 DAVA VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN ÖZETİ

İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2017/82323 nolu “DÖNERCİ ORHAN” ibareli markanın sahibi olduğunu, karşı tarafın ise müvekkiline ait marka hakkına tecavüz ederek izinsiz olarak bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, Bostanlı, Göztepe, Alsancak’ta üç adet şube açtığını, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullanarak haksız rekabet oluşturduğunu belirterek tecavüzün tespitini ve tecavüz eden ürünlerin toplatılmasını ihtiyati tedbiren talep etmiştir. Karşı taraf vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin lisans hakkının 01.07.2019 tarihinde sicile tescil edildiğini, talep edenin ise markayı icra ihalesinden 25.01.2021 tarihinde satın aldığını, müvekkilinin yasal lisans hakkına dayalı kullanımı sürdürdüğünü, ihalenin usulsüzlüğü nedeniyle ayrıca dava açıldığını ve sicilde tescilli diğer “DÖNERCİ ORHAN” ibareli markalar üzerinde de lisans sahibi olduğunu belirterek tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; TPMK kayıtlarına göre karşı tarafın geçerli lisans sözleşmesinin mevcut olduğu, kullanımların bu sözleşmeye dayandığı, talep edenin haciz işleminden sonra yapılan lisansın geçerli olmadığı iddialarının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle daha önce verilen tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili; tedbir şartlarının ve yaklaşık ispat ölçüsünün oluştuğunu, karşı tarafın hacizden evvel resmi belgeye dayalı geçerli bir sözleşmesinin bulunmadığını ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

📌 YARGILAMA SÜRECİ

İstinaf istemini inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesince verilmiş olan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik ek karara karşı talep eden vekilinin istinaf başvurusunu incelemiştir. Dairece, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı ve kamu düzeni yönünden incelenmiştir. İnceleme sonucunda, ihtiyati tedbir talep edenin başvuruya konu markayı icra dosyasından ihale yoluyla satın aldığı, ancak karşı tarafın söz konusu markayı ihale tarihinden daha önceki bir tarihte tescilli lisans hakkına dayalı olarak kullanmaya başladığı ve bu hakkın Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında tescilli olduğu açıkça saptanmıştır. Mahkeme, lisans hakkının önceliği ve geçerliliği konusundaki iddiaların ancak esasa ilişkin bir yargılama ile çözülebileceğini, mevcut delil durumuna göre yaklaşık ispat şartının karşı taraf lehine değiştiğini belirterek yerel mahkemenin kararını usul ve yasaya uygun bulmuştur.

🏁 HÜKÜM / SONUÇ

İhtiyati tedbir talep eden vekilinin İzmir Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nin ek kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, başlangıçta peşin alınan istinaf karar harcının yeniden alınmasına yer olmadığına, yapılan yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

Bu karar, sınai mülkiyet hukukunda tescilli lisans haklarının, markayı sonradan cebri icra veya ihale yoluyla iktisap eden yeni maliklere karşı sağladığı hukuki korumanın sınırlarını çizmesi bakımından son derece önemlidir. İhtiyati tedbir müessesesinin geçici niteliği göz önüne alındığında, sicile güvenerek ve yasal lisans hakkına dayanarak yatırım yapmış bir işletmenin faaliyetlerinin, yargılamayı gerektiren iddialarla durdurulmasının hakkaniyete aykırı olacağı kanaatindeyiz.

Kararda da işaret edildiği üzere, tescilli bir lisansın varlığı karşısında tecavüz iddiasının yaklaşık ispat düzeyinde kabul görmeyeceği ve haciz sonrası yapılan işlemlerin geçersizliği iddialarının ancak kapsamlı bir esas duruşmasında tartışılabileceği görüşündeyiz. Marka devralacak ya da ihale yoluyla iktisap edecek kişilerin, TPMK nezdindeki sicil kayıtlarında yer alan mevcut lisans şerhlerini önceden titizlikle incelemesinin, sonradan yaşanacak hak kayıplarını ve ticari uyuşmazlıkları engellemek adına pratik bir zorunluluk olduğu düşüncesindeyiz. Üst mahkemenin, ticari işletmenin devamlılığı ve kazanılmış hakların korunması ilkelerini gözeterek tedbirin kaldırılması yönündeki kararı onamasının usul ekonomisiyle tam bir uyum içerisinde olduğu kanaatindeyiz.

⚖️SINAİ MÜLKİYET HUKUKU / İHTİYATİ TEDBİR – Marka Hakkına Tecavüz ve Haksız Rekabet – Önceki Tarihli Tescilli Lisans Hakkı Nedeniyle İhtiyati Tedbir Kararının Kaldırılması  🏛️ KARAR KÜNYESİ Mahkeme / Daire: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi Esas / Karar No: 2022/775 Esas - 2022/939 Karar İlk Derece Mahkemesi: İzmir Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2022/3 D.İş Esas - 2022/3 D.İş Karar) Karar Tarihi: 08/06/2022 💡 DAVA VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN ÖZETİ İhtiyati tedbir talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2017/82323 nolu "DÖNERCİ ORHAN" ibareli markanın sahibi olduğunu, karşı tarafın ise müvekkiline ait marka hakkına tecavüz ederek izinsiz olarak bu markayı işyerlerinde, reklam panolarında, tabela ve reklam vasıtalarında kullandığını, Bostanlı, Göztepe, Alsancak'ta üç adet şube açtığını, tescilli marka ile neredeyse aynı ibareyi müvekkilinin izni olmaksızın kendi mal ve hizmetlerinde kullanarak haksız rekabet oluşturduğunu belirterek tecavüzün tespitini ve tecavüz eden ürünlerin toplatılmasını ihtiyati tedbiren talep etmiştir. Karşı taraf vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin lisans hakkının 01.07.2019 tarihinde sicile tescil edildiğini, talep edenin ise markayı icra ihalesinden 25.01.2021 tarihinde satın aldığını, müvekkilinin yasal lisans hakkına dayalı kullanımı sürdürdüğünü, ihalenin usulsüzlüğü nedeniyle ayrıca dava açıldığını ve sicilde tescilli diğer "DÖNERCİ ORHAN" ibareli markalar üzerinde de lisans sahibi olduğunu belirterek tedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; TPMK kayıtlarına göre karşı tarafın geçerli lisans sözleşmesinin mevcut olduğu, kullanımların bu sözleşmeye dayandığı, talep edenin haciz işleminden sonra yapılan lisansın geçerli olmadığı iddialarının yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle daha önce verilen tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbir talep eden vekili; tedbir şartlarının ve yaklaşık ispat ölçüsünün oluştuğunu, karşı tarafın hacizden evvel resmi belgeye dayalı geçerli bir sözleşmesinin bulunmadığını ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. 📌 YARGILAMA SÜRECİ İstinaf istemini inceleyen Bölge Adliye Mahkemesi, ilk derece mahkemesince verilmiş olan ihtiyati tedbirin kaldırılmasına yönelik ek karara karşı talep eden vekilinin istinaf başvurusunu incelemiştir. Dairece, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı ve kamu düzeni yönünden incelenmiştir. İnceleme sonucunda, ihtiyati tedbir talep edenin başvuruya konu markayı icra dosyasından ihale yoluyla satın aldığı, ancak karşı tarafın söz konusu markayı ihale tarihinden daha önceki bir tarihte tescilli lisans hakkına dayalı olarak kullanmaya başladığı ve bu hakkın Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında tescilli olduğu açıkça saptanmıştır. Mahkeme, lisans hakkının önceliği ve geçerliliği konusundaki iddiaların ancak esasa ilişkin bir yargılama ile çözülebileceğini, mevcut delil durumuna göre yaklaşık ispat şartının karşı taraf lehine değiştiğini belirterek yerel mahkemenin kararını usul ve yasaya uygun bulmuştur. 🏁 HÜKÜM / SONUÇ İhtiyati tedbir talep eden vekilinin İzmir Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ek kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, başlangıçta peşin alınan istinaf karar harcının yeniden alınmasına yer olmadığına, yapılan yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️“MEK” VE “MEKE” MARKALARI ARASINDA İLTİBAS VE MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ

(Taraf Markaları Arasındaki Emtia ve İbare Benzerliği Dikkat Alındığında, Ortalama Tüketiciler Yönünden Karıştırma İhtimalinin (İltibasın) Bulunduğu – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2021/1696

  • Karar No: 2022/6400

  • Karar Tarihi: 28/09/2022

  • İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2019/775 E., 2020/1221 K.) / İlk Derece: Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2018/269 E., 2019/123 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, “MEK” ibareli seri markaların ve tasarım belgelerinin sahibi olduğunu, davalının “MEKE” ibareli marka tescil başvurusunun iltibas yaratacağını ve haklarına tecavüz teşkil edeceğini belirterek YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesince markalar arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

  • İstinaf Süreci: Davacı vekilinin istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. İltibas (Karıştırma İhtimali) Değerlendirmesi: 556 sayılı KHK m. 8/1-b ve m. 42/1-b hükümleri çerçevesinde yapılan incelemede, itiraza mesnet davacının “MEK” ibareli seri markalarının kapsamındaki mal ve/veya hizmetlerin davalının “MEKE” başvurusu kapsamındaki mal ve/veya hizmetlerle aynı/benzer olduğu tespit edilmiştir.

  2. Benzerlik Tespiti: Genel izlenim olarak taraf markaları arasında, ortalama tüketiciler yönünden iltibas veya karıştırma ihtimaline sebep olacak derecede sessel, işitsel ve görsel benzerlik bulunduğu vurgulanmıştır. Dairenin benzer emsal kararları da gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA,

  • HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 28/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Marka Benzerliği ve İltibas Kriterleri: Marka uyuşmazlıklarında kısa ibareler veya seri markalar söz konusu olduğunda, tüketici nezdinde yaratılan genel izlenim ve sescil/görsel yakınlıklar karıştırma ihtimalini (iltibas) doğrudan etkilemektedir. “MEK” ve “MEKE” gibi birbirine çok yakın ibarelerin aynı/benzer sınıflardaki mal ve hizmetlerde kullanımının iltibas yaratacağı Yargıtay içtihatlarıyla kabul edilmektedir.

⚖️ ⚖️ "MEK" VE "MEKE" MARKALARI ARASINDA İLTİBAS VE MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ (Taraf Markaları Arasındaki Emtia ve İbare Benzerliği Dikkat Alındığında, Ortalama Tüketiciler Yönünden Karıştırma İhtimalinin (İltibasın) Bulunduğu - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/1696 Karar No: 2022/6400 Karar Tarihi: 28/09/2022 İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2019/775 E., 2020/1221 K.) / İlk Derece: Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2018/269 E., 2019/123 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, "MEK" ibareli seri markaların ve tasarım belgelerinin sahibi olduğunu, davalının "MEKE" ibareli marka tescil başvurusunun iltibas yaratacağını ve haklarına tecavüz teşkil edeceğini belirterek YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesince markalar arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf Süreci: Davacı vekilinin istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İltibas (Karıştırma İhtimali) Değerlendirmesi: 556 sayılı KHK m. 8/1-b ve m. 42/1-b hükümleri çerçevesinde yapılan incelemede, itiraza mesnet davacının "MEK" ibareli seri markalarının kapsamındaki mal ve/veya hizmetlerin davalının "MEKE" başvurusu kapsamındaki mal ve/veya hizmetlerle aynı/benzer olduğu tespit edilmiştir. Benzerlik Tespiti: Genel izlenim olarak taraf markaları arasında, ortalama tüketiciler yönünden iltibas veya karıştırma ihtimaline sebep olacak derecede sessel, işitsel ve görsel benzerlik bulunduğu vurgulanmıştır. Dairenin benzer emsal kararları da gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 28/09/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️“TROPICANA” VE “HAWAİİAN TROPICANA” MARKALARI ARASINDA İLTİBAS VE HÜKÜMSÜZLÜK

(Yiyecek ve İçecek Emtiaları ile Bunların Satımına İlişkin 43. Sınıfta Yer Alan “Yiyecek ve İçecek Sağlanması Hizmetlerinin” Birbirleriyle İlişkilendirilebilecek Mal ve Hizmetlerden Olduğu – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2019/35

  • Karar No: 2019/7063

  • Karar Tarihi: 11/11/2019

  • İncelenen Karar: İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2017/586 E., 2018/80 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, “TROPICANA” serisi markaların sahibi olduğunu, davalı adına tescilli “HAWAİİAN TROPICANA” markasının 556 sayılı KHK’nın 14. maddesi gereğince kullanılmama nedeniyle, kabul edilmemesi halinde ise iltibas (karıştırma ihtimali) nedeniyle hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak, kullanmama yönündeki talebin Anayasa Mahkemesi iptal kararı nedeniyle reddine, iltibas yönünden ise davanın kısmen kabulü ile markanın belirli emtialar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Sair Temyiz İtirazlarının Reddi: Dosyadaki yazılara, uyulan bozma kararına ve delillerin takdirine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.

  2. Mal ve Hizmetler Arasındaki İlişki (43. Sınıf): Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik uygulamalarına göre, yiyecek ve içecek emtiaları ile bunların satımına ilişkin 43. sınıfta yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin” birbirleriyle ilişkilendirilebilecek mal ve hizmetlerden olduğu kabul edilmektedir. Bu doğrultuda değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, 43. sınıf yönünden davanın reddedilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.

     

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

    1. sınıftaki hizmetler yönünden eksik inceleme yapıldığından kararın davacı yararına BOZULMASINA,

  • Peşin temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 11/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Marka İltibaslarında Mal ve Hizmet Sınıflarının Bağlantısı: Fikri mülkiyet uyuşmazlıklarında, özellikle gıda, içecek ve konaklama/iaşe hizmetleri (43. sınıf) arasındaki benzerlik ve bağlantı değerlendirilirken, tüketici nezdinde oluşabilecek ortak kaynak algısı ve hizmet-ürün ilişkisi geniş bir bakış açısıyla ele alınmaktadır. İçecek markaları ile yiyecek-içecek hizmetleri arasındaki bu ilişki, hükümsüzlük davalarının kapsamını doğrudan etkilemektedir.

⚖️"TROPICANA" VE "HAWAİİAN TROPICANA" MARKALARI ARASINDA İLTİBAS VE HÜKÜMSÜZLÜK (Yiyecek ve İçecek Emtiaları ile Bunların Satımına İlişkin 43. Sınıfta Yer Alan "Yiyecek ve İçecek Sağlanması Hizmetlerinin" Birbirleriyle İlişkilendirilebilecek Mal ve Hizmetlerden Olduğu - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2019/35 Karar No: 2019/7063 Karar Tarihi: 11/11/2019 İncelenen Karar: İstanbul Anadolu 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2017/586 E., 2018/80 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, "TROPICANA" serisi markaların sahibi olduğunu, davalı adına tescilli "HAWAİİAN TROPICANA" markasının 556 sayılı KHK'nın 14. maddesi gereğince kullanılmama nedeniyle, kabul edilmemesi halinde ise iltibas (karıştırma ihtimali) nedeniyle hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak, kullanmama yönündeki talebin Anayasa Mahkemesi iptal kararı nedeniyle reddine, iltibas yönünden ise davanın kısmen kabulü ile markanın belirli emtialar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Sair Temyiz İtirazlarının Reddi: Dosyadaki yazılara, uyulan bozma kararına ve delillerin takdirine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Mal ve Hizmetler Arasındaki İlişki (43. Sınıf): Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamalarına göre, yiyecek ve içecek emtiaları ile bunların satımına ilişkin 43. sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerinin" birbirleriyle ilişkilendirilebilecek mal ve hizmetlerden olduğu kabul edilmektedir. Bu doğrultuda değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken, 43. sınıf yönünden davanın reddedilmiş olması isabetsiz bulunmuştur. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, sınıftaki hizmetler yönünden eksik inceleme yapıldığından kararın davacı yararına BOZULMASINA, Peşin temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 11/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️MARKA UYUŞMAZLIKLARINDA GÖRSEL, İŞİTSEL VE KAVRAMSAL FARKLILIKLARIN İLTİBAS TEHLİKESİNİ BERTARAF ETMESİ

(Markalar Arasında Görsel, İşitsel ve Kavramsal Olarak Ortalama Tüketicileri Karıştırma İhtimaline Düşürecek Derecede Benzerlik Bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesi Kararının Usul ve Yasaya Uygun Olduğu – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2023/5726

  • Karar No: 2024/7191

  • Karar Tarihi: 08/10/2024

  • İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2021/954 E., 2023/954 K.) / İlk Derece: Ankara 5. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2019/67 E., 2020/270 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, tescilli tanınmış markalarına dayanarak davalı şahsın marka başvurusuna yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedilmesi üzerine YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunsa da görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, kelimelerin başlangıç kısımlarındaki farklılıkların ve anlam unsurlarının karıştırma ihtimalini ortadan kaldırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

  • İstinaf ve Temyiz Süreci: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Maddi ve Hukuki Uygunluk: Yapılan yargılama ve somut uyuşmazlık bakımından uygulanan hukuk kuralları çerçevesinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.

  2. Onama Gerekçesi: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından hükmün onanmasına karar verilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

  • Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 08/10/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Marka İltibaslarında Başlangıç Kısmı ve Algı Kriteri: Marka incelemelerinde ortalama tüketicinin kelimelerin başlangıç kısımlarına daha çok dikkat ettiği, görsel ve kavramsal farklılıkların düşük düzeydeki işitsel benzerlikleri bertaraf edebileceği Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. İltibas (karıştırılma ihtimali) değerlendirmesi somut olayın özellikleri (harf dizilimi, telaffuz ve kelime anlamları) dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla yapılmaktadır.

⚖️MARKA UYUŞMAZLIKLARINDA GÖRSEL, İŞİTSEL VE KAVRAMSAL FARKLILIKLARIN İLTİBAS TEHLİKESİNİ BERTARAF ETMESİ (Markalar Arasında Görsel, İşitsel ve Kavramsal Olarak Ortalama Tüketicileri Karıştırma İhtimaline Düşürecek Derecede Benzerlik Bulunmadığı ve İlk Derece Mahkemesi Kararının Usul ve Yasaya Uygun Olduğu - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2023/5726 Karar No: 2024/7191 Karar Tarihi: 08/10/2024 İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2021/954 E., 2023/954 K.) / İlk Derece: Ankara 5. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2019/67 E., 2020/270 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, tescilli tanınmış markalarına dayanarak davalı şahsın marka başvurusuna yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedilmesi üzerine YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunsa da görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, kelimelerin başlangıç kısımlarındaki farklılıkların ve anlam unsurlarının karıştırma ihtimalini ortadan kaldırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf ve Temyiz Süreci: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Maddi ve Hukuki Uygunluk: Yapılan yargılama ve somut uyuşmazlık bakımından uygulanan hukuk kuralları çerçevesinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Onama Gerekçesi: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından hükmün onanmasına karar verilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 08/10/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verilmiştir.

⚖️MARKA BAŞVURULARINDA TEK HARF FARKLILIĞININ İLTİBAS TEHLİKESİNİ BERTARAF ETMEYECEĞİ

(Markalar Arasında Sınıf Benzerliğinin Bulunduğu, Fonetik ve Yazılış Bakımından Yalnızca Tek Harf Farkı Olan İbarelerin Ortalama Tüketiciler Nezdinde Karıştırılma Tehlikesi (İltibas) Yaratacağı – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2024/2142

  • Karar No: 2025/532

  • Karar Tarihi: 04/02/2025

  • İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2021/2042 E., 2024/208 K.) / İlk Derece: Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2019/263 E., 2020/370 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, davalı şirketin 30. sınıftaki mallar bakımından yaptıkları marka tescil başvurusunun kendi tescilli markasıyla iltibas yarattığını belirterek YİDK kararının iptali ile markanın sicilden terkini (hükümsüzlüğü) istemiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesince markalar arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

  • İstinaf Süreci: Davacı vekilinin istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Sınıf Benzerliği: Davalı şirketin başvuru konusu markasının ve davacının tescilli markasının 30. sınıfta yer aldığı, dolayısıyla taraf markaları arasında sınıf benzerliğinin bulunduğu tespit edilmiştir.

  2. İltibas (Karıştırılma İhtimali) İncelemesi: Markaların görsel, sescil ve anlamsal benzerlikleri incelendiğinde; fonetik ve yazılış bakımından benzer oldukları, aralarında yalnızca tek harf farklılığı bulunduğu ve aynı dizilimi içerdikleri görülmüştür. Bu tek harf farkının iltibas tehlikesini bertaraf etmeye yetmeyeceği, Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (SMK) 6/1 maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gözetilerek davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA,

  • Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 04/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Marka Hukukunda Tek Harf Farkı ve İltibas: Marka uyuşmazlıklarında kelime köklerinin aynı olması veya yalnızca tek bir harf (örneğin başa eklenen bir harf veya sesli/sessiz harf değişimi) fark etmesi, ortalama tüketicilerin markaları karıştırmasını engellemez. Yargıtay uygulamalarında, bu tür yakın ibarelerin aynı veya benzer mal/hizmet sınıfında yer alması halinde SMK m. 6/1 kapsamında iltibas oluşturacağı kabul edilmektedir.

⚖️MARKA BAŞVURULARINDA TEK HARF FARKLILIĞININ İLTİBAS TEHLİKESİNİ BERTARAF ETMEYECEĞİ (Markalar Arasında Sınıf Benzerliğinin Bulunduğu, Fonetik ve Yazılış Bakımından Yalnızca Tek Harf Farkı Olan İbarelerin Ortalama Tüketiciler Nezdinde Karıştırılma Tehlikesi (İltibas) Yaratacağı - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2024/2142 Karar No: 2025/532 Karar Tarihi: 04/02/2025 İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2021/2042 E., 2024/208 K.) / İlk Derece: Ankara 4. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2019/263 E., 2020/370 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, davalı şirketin 30. sınıftaki mallar bakımından yaptıkları marka tescil başvurusunun kendi tescilli markasıyla iltibas yarattığını belirterek YİDK kararının iptali ile markanın sicilden terkini (hükümsüzlüğü) istemiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesince markalar arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf Süreci: Davacı vekilinin istinaf başvurusu, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Sınıf Benzerliği: Davalı şirketin başvuru konusu markasının ve davacının tescilli markasının 30. sınıfta yer aldığı, dolayısıyla taraf markaları arasında sınıf benzerliğinin bulunduğu tespit edilmiştir. İltibas (Karıştırılma İhtimali) İncelemesi: Markaların görsel, sescil ve anlamsal benzerlikleri incelendiğinde; fonetik ve yazılış bakımından benzer oldukları, aralarında yalnızca tek harf farklılığı bulunduğu ve aynı dizilimi içerdikleri görülmüştür. Bu tek harf farkının iltibas tehlikesini bertaraf etmeye yetmeyeceği, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu gözetilerek davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 04/02/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️“BİM” VE “HARBİM” MARKALARI ARASINDA İLTİBAS VE YİDK KARARININ İPTALİ TALEBİ

(Ortalama Tüketiciler Nezdinde Taraf Markaları Arasında Görsel, İşitsel ve Anlamsal Olarak İltibas Tehlikesine Yol Açacak Derecede Benzerlik Bulunmadığı – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2022/1535

  • Karar No: 2023/1470

  • Karar Tarihi: 09/03/2023

  • İncelenen Karar: Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (Ret)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, “BİM” ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının tescil başvurusunda bulunduğu “harbim” ibareli markanın iltibasa sebep olacağını ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesince bir kısım emtialar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  • Bozma ve Sonrası: Yargıtay Dairesince ortalama tüketiciler nezdinde markalar arasında iltibas tehlikesine yol açacak derecede bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Bozma Gerekçesine Uygunluk: Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurulmuş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  2. Onama Kararı: Usul ve kanuna uygun bulunan mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

  • Temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine 09/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Marka İltibaslarında Görsel ve İşitsel Farklılıklar: Kısa ve öz ibareli tescilli markalar ile bunlara benzeyen yeni başvurular incelenirken, ortalama tüketicinin markaları bütünsel olarak algılayış biçimi esas alınmaktadır. “BİM” markası ile “harbim” ibaresi arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak karıştırma tehlikesi (iltibas) yaratacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı hallerde, Yargıtay tarafından red kararları onanmaktadır.

⚖️"BİM" VE "HARBİM" MARKALARI ARASINDA İLTİBAS VE YİDK KARARININ İPTALİ TALEBİ (Ortalama Tüketiciler Nezdinde Taraf Markaları Arasında Görsel, İşitsel ve Anlamsal Olarak İltibas Tehlikesine Yol Açacak Derecede Benzerlik Bulunmadığı - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2022/1535 Karar No: 2023/1470 Karar Tarihi: 09/03/2023 İncelenen Karar: Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (Ret) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, "BİM" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının tescil başvurusunda bulunduğu "harbim" ibareli markanın iltibasa sebep olacağını ileri sürerek YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesince bir kısım emtialar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bozma ve Sonrası: Yargıtay Dairesince ortalama tüketiciler nezdinde markalar arasında iltibas tehlikesine yol açacak derecede bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle kararın bozulması üzerine, mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Bozma Gerekçesine Uygunluk: Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm kurulmuş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Onama Kararı: Usul ve kanuna uygun bulunan mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine 09/03/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️“MAKRO” VE “MAKROLÜKS” MARKALARI ARASINDA İLTİBAS VE ZAYIF MARKA KAVRAMI

(Ortak Olarak Yer Alan “Makro” İbaresinin “Büyük, Geniş” Anlamlarına Gelen Zayıf Karakterli Bir Sıfat Olması ve Taraf Markaları Arasında Ortalama Tüketiciler Nezdinde İltibas Tehlikesinin Bulunmaması – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2020/6790

  • Karar No: 2022/1934

  • Karar Tarihi: 15/03/2022

  • İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2019/99 E., 2020/476 K.) / İlk Derece: Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2017/231 E., 2018/224 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, “MAKRO/MACRO” ibareli seri ve tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının iltibasa sebep olacak nitelikteki “makrolüks” ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedilmesi üzerine YİDK kararının iptalini, markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; ortak kelimenin zayıf karakterli bir sıfat olduğu, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı ve kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

  • İstinaf ve Temyiz Süreci: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Zayıf Marka ve Ortak İbare: Taraf markalarında ortak olarak yer alan “MAKRO” ibaresinin “büyük, geniş ve uzun” anlamlarına gelen, herkes tarafından bilinen zayıf karakterli bir sıfat olduğu, bu tür zayıf ayırt ediciliğe sahip işaretleri tercih eden marka sahiplerinin küçük değişikliklerle yapılan yeni isimlere katlanmak zorunda olduğu kabul edilmiştir.

  2. İltibas Tehlikesinin Yokluğu: “makrolüks” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama alıcılar nezdinde ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının markalarının tanınmış olmasının da sonuca etkili olmadığı belirtilmiştir.

  3. Onama Kararı: İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi esastan red kararının onanmasına karar verilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

  • Bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15/03/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Zayıf Markalarda İltibas Değerlendirmesi: Ticari hayatta herkes tarafından sıklıkla kullanılan genel anlamlı sıfat ve kelimeler (örneğin “makro”) hukuken “zayıf marka” kategorisinde değerlendirilmektedir. Bu tür kelimeleri içeren markalar arasındaki uyuşmazlıklarda, ortalama tüketicinin yapılan küçük ekleme ve değişikliklerle (örneğin “makrolüks”) markaları rahatlıkla ayırt edebileceği kabul edilmekte ve iltibas iddiaları dar yorumlanmaktadır.

⚖️"MAKRO" VE "MAKROLÜKS" MARKALARI ARASINDA İLTİBAS VE ZAYIF MARKA KAVRAMI (Ortak Olarak Yer Alan "Makro" İbaresinin "Büyük, Geniş" Anlamlarına Gelen Zayıf Karakterli Bir Sıfat Olması ve Taraf Markaları Arasında Ortalama Tüketiciler Nezdinde İltibas Tehlikesinin Bulunmaması - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2020/6790 Karar No: 2022/1934 Karar Tarihi: 15/03/2022 İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2019/99 E., 2020/476 K.) / İlk Derece: Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2017/231 E., 2018/224 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, "MAKRO/MACRO" ibareli seri ve tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalının iltibasa sebep olacak nitelikteki "makrolüks" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedilmesi üzerine YİDK kararının iptalini, markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; ortak kelimenin zayıf karakterli bir sıfat olduğu, markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığı ve kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf ve Temyiz Süreci: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Zayıf Marka ve Ortak İbare: Taraf markalarında ortak olarak yer alan "MAKRO" ibaresinin "büyük, geniş ve uzun" anlamlarına gelen, herkes tarafından bilinen zayıf karakterli bir sıfat olduğu, bu tür zayıf ayırt ediciliğe sahip işaretleri tercih eden marka sahiplerinin küçük değişikliklerle yapılan yeni isimlere katlanmak zorunda olduğu kabul edilmiştir. İltibas Tehlikesinin Yokluğu: "makrolüks" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama alıcılar nezdinde ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, davacının markalarının tanınmış olmasının da sonuca etkili olmadığı belirtilmiştir. Onama Kararı: İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi esastan red kararının onanmasına karar verilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15/03/2022 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verilmiştir.

⚖️“İŞ ORTAĞIM” VE “TÜRK TELEKOM İŞ ORTAĞI” MARKALARI ARASINDA İLTİBAS VE ZAYIF MARKA DEĞERLENDİRMESİ

(Ortak Olarak Yer Alan “İş Ortağım” İbaresinin Ayırt Edici Gücünün Düşük Olması, Başvuruda Yer Alan Tanınmış “Türk Telekom” Unsurunun Yeterli Ayırt Edicilik Sağlaması ve İltibas Tehlikesinin Bulunmaması – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2021/4289

  • Karar No: 2022/8520

  • Karar Tarihi: 30/11/2022

  • İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2019/1001 E., 2021/162 K.) / İlk Derece: Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2018/94 E., 2019/143 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, “İŞ ORTAĞIM” ibareli tanınmış seri markaların sahibi olduğunu, davalının iltibas ve haksız yarar yaratan “Türk Telekom İş Ortağı” ibareli marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedilmesi üzerine YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; “iş ortağım” ibaresinin ticaret hayatında herkesin kullanımına açık, vasıf bildiren ve zayıf karakterli bir ibare olduğu, başvuruda yer alan “Türk Telekom” unsurunun yeterli ayırt edicilik sağladığı ve markalar arasında bütünsel olarak iltibas tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

  • İstinaf ve Temyiz Süreci: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Zayıf Marka ve Ayırt Edicilik: Taraf markalarında ortak olarak yer alan “İş Ortağım” ibaresinin ayırt edici gücünün düşük olduğu, bu tür zayıf ibarelerin benzerliğinin tek başına iltibasa yol açmayacağı kabul edilmiştir.

  2. İltibas Tehlikesinin Yokluğu: Başvuru konusu “Türk Telekom İş Ortağı” işareti ile davacının “İş Ortağım” asıl unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği vurgulanmıştır.

  3. Onama Kararı: İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi esastan red kararının onanmasına karar verilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

  • Bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30/11/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Zayıf Markalarda Ayırt Edici Unsur Etkisi: Ticari hayatta yaygın kullanılan ve tanımlayıcı nitelik taşıyan ibareler (örneğin “iş ortağım”) zayıf marka olarak kabul edilmektedir. Bu tür ibareleri içeren markalara güçlü ve tanınmış bir ana unsurun (örneğin “Türk Telekom”) eklenmesi, ortalama tüketiciler nezdindeki karıştırma ihtimalini (iltibas) ortadan kaldırmakta ve tescil engeli teşkil etmemektedir.

⚖️"İŞ ORTAĞIM" VE "TÜRK TELEKOM İŞ ORTAĞI" MARKALARI ARASINDA İLTİBAS VE ZAYIF MARKA DEĞERLENDİRMESİ (Ortak Olarak Yer Alan "İş Ortağım" İbaresinin Ayırt Edici Gücünün Düşük Olması, Başvuruda Yer Alan Tanınmış "Türk Telekom" Unsurunun Yeterli Ayırt Edicilik Sağlaması ve İltibas Tehlikesinin Bulunmaması - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/4289 Karar No: 2022/8520 Karar Tarihi: 30/11/2022 İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2019/1001 E., 2021/162 K.) / İlk Derece: Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2018/94 E., 2019/143 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, "İŞ ORTAĞIM" ibareli tanınmış seri markaların sahibi olduğunu, davalının iltibas ve haksız yarar yaratan "Türk Telekom İş Ortağı" ibareli marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedilmesi üzerine YİDK kararının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; "iş ortağım" ibaresinin ticaret hayatında herkesin kullanımına açık, vasıf bildiren ve zayıf karakterli bir ibare olduğu, başvuruda yer alan "Türk Telekom" unsurunun yeterli ayırt edicilik sağladığı ve markalar arasında bütünsel olarak iltibas tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İstinaf ve Temyiz Süreci: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Zayıf Marka ve Ayırt Edicilik: Taraf markalarında ortak olarak yer alan "İş Ortağım" ibaresinin ayırt edici gücünün düşük olduğu, bu tür zayıf ibarelerin benzerliğinin tek başına iltibasa yol açmayacağı kabul edilmiştir. İltibas Tehlikesinin Yokluğu: Başvuru konusu "Türk Telekom İş Ortağı" işareti ile davacının "İş Ortağım" asıl unsurlu markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca başvurunun kötü niyetli yapıldığının da ispat edilemediği vurgulanmıştır. Onama Kararı: İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi esastan red kararının onanmasına karar verilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 30/11/2022 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️“ARI” VE “AEK ISPARTA ARI EĞİTİM KURUMLARI” MARKALARINDA İLTİBAS, MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE YOKSUN KALINAN KAZANÇ TAZMİNATI

(Daha Önce Tescilli ve Tanınmış “ARI” Unsurlu Marka Karşısında Sonradan Tescil Ettirilen “AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları” Markasının İltibas Yarattığı ve Hükümsüzlüğünün Gerektiği, Ancak Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatının Hesaplamasında Yasal Kriterlerin Gözetilmesi Gerektiği – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2021/2797

  • Karar No: 2022/7133

  • Karar Tarihi: 18/10/2022

  • İncelenen Karar: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi (2019/2687 E., 2021/92 K.) / İlk Derece: Isparta 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (2018/319 E., 2019/279 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, eğitim öğretim alanında uzun yıllardır tescilli ve tanınmış “ARI” esas unsurlu markalarının sahibi olduğunu, davalının “Isparta Arı Özel Eğitim Kursu” adı altında faaliyete başladığını ve “AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları” adını tescil ettirdiğini belirterek markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkini ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve ıslah edilen maddi ile manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

  • İstinaf Süreci: Davalı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Marka Hakkına Tecavüz ve Hükümsüzlük Yönünden: 6769 sayılı SMK’nın 155. maddesi uyarınca tescilli marka sahibinin, kendinden önce marka tescil ettiren hak sahibinin açtığı tecavüz davasında sonraki tarihli markasını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği vurgulanmıştır. Davacının önceden tescilli ve tanınmış “ARI” unsurlu markaları karşısında davalının “AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları” ibaresini kullanmasının tecavüz oluşturduğu, markaların karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde benzer olması nedeniyle hükümsüzlük kararının isabetli olduğu belirtilmiştir.

  2. Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatı Yönünden: 6769 sayılı SMK’nın 151. maddesi uyarınca talep olunan yoksun kalınan kazanç hesabında; sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi, lisansların sayısı ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu, markaların benzerlik düzeyi, kullanım süresi ve davalının markasının tescilli olup olmadığı gibi değişkenler göz önünde bulundurularak inceleme yapılması gerektiği, bilirkişi raporundaki miktara doğrudan hükmedilmesinin hatalı olduğu ve bozmayı gerektirdiği ifade edilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davalı tarafın sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

  • Yoksun kalınan kazanç hesaplamasına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 18/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Sonradan Alınan Tescilli Markanın Savunma Olarak Kullanılamaması: 6769 sayılı SMK m. 155 gereğince, davalının elinde sonradan tescil edilmiş bir marka bulunsa bile, bu durum önceki tarihli tanınmış marka sahibinin açacağı tecavüz ve hükümsüzlük davalarında geçerli bir savunma aracı olmamaktadır. Bununla birlikte, maddi tazminat (yoksun kalınan kazanç) hesaplamalarında mahkemelerin somut olayın ekonomik koşullarını, markanın gücünü ve davalının tescilli marka sahibi olmasından kaynaklanan hususları hakkaniyete uygun şekilde gözetmesi zorunludur.

⚖️"ARI" VE "AEK ISPARTA ARI EĞİTİM KURUMLARI" MARKALARINDA İLTİBAS, MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE YOKSUN KALINAN KAZANÇ TAZMİNATI (Daha Önce Tescilli ve Tanınmış "ARI" Unsurlu Marka Karşısında Sonradan Tescil Ettirilen "AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları" Markasının İltibas Yarattığı ve Hükümsüzlüğünün Gerektiği, Ancak Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatının Hesaplamasında Yasal Kriterlerin Gözetilmesi Gerektiği - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/2797 Karar No: 2022/7133 Karar Tarihi: 18/10/2022 İncelenen Karar: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi (2019/2687 E., 2021/92 K.) / İlk Derece: Isparta 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (2018/319 E., 2019/279 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, eğitim öğretim alanında uzun yıllardır tescilli ve tanınmış "ARI" esas unsurlu markalarının sahibi olduğunu, davalının "Isparta Arı Özel Eğitim Kursu" adı altında faaliyete başladığını ve "AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları" adını tescil ettirdiğini belirterek markanın hükümsüzlüğünü, sicilden terkini ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine ve ıslah edilen maddi ile manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İstinaf Süreci: Davalı vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Marka Hakkına Tecavüz ve Hükümsüzlük Yönünden: 6769 sayılı SMK'nın 155. maddesi uyarınca tescilli marka sahibinin, kendinden önce marka tescil ettiren hak sahibinin açtığı tecavüz davasında sonraki tarihli markasını savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği vurgulanmıştır. Davacının önceden tescilli ve tanınmış "ARI" unsurlu markaları karşısında davalının "AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları" ibaresini kullanmasının tecavüz oluşturduğu, markaların karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde benzer olması nedeniyle hükümsüzlük kararının isabetli olduğu belirtilmiştir. Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatı Yönünden: 6769 sayılı SMK'nın 151. maddesi uyarınca talep olunan yoksun kalınan kazanç hesabında; sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi, lisansların sayısı ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu, markaların benzerlik düzeyi, kullanım süresi ve davalının markasının tescilli olup olmadığı gibi değişkenler göz önünde bulundurularak inceleme yapılması gerektiği, bilirkişi raporundaki miktara doğrudan hükmedilmesinin hatalı olduğu ve bozmayı gerektirdiği ifade edilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davalı tarafın sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Yoksun kalınan kazanç hesaplamasına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 18/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE MARKA HAKKINA TECAVÜZ NEDENİYLE MADDİ TAZMİNATIN BELİRLENMESİ

(Bozma Kararı Sonrasında Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatına Müdahale Edilirken Tarafların Ekonomik Durumu, Markaya Tecavüz Şekli ve Belirlenen Tutar Nazara Alınarak Daha Makul Bir Miktar Maddi Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2023/3916

  • Karar No: 2024/1621

  • Karar Tarihi: 29/02/2024

  • İnceleme Konusu Karar: Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) (2023/375 E., 2023/109 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, tescilli ve tanınmış “ARI” esas unsurlu markalarına dayanarak davalının “AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları” markasının hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini ve marka hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne, markanın hükümsüzlüğüne ve maddi/manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

  • Bozma Süreci: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.10.2022 tarihli kararıyla, yoksun kalınan kazanç miktarı hesaplanırken 6769 sayılı Kanun’un 151. maddesindeki ekonomik önem, lisans sayısı, ihlalin niteliği ve boyutu gibi kriterlerin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

  • Bozma Sonrası Verilen Karar ve Temyiz: Yerel mahkemece bozmaya uyularak maddi tazminat 20.000,00 TL olarak belirlenmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Kesinleşen Yönler: Dava kapsamında bozma ilamı ile maddi tazminat miktarı dışındaki hususlar (hükümsüzlük, manevi tazminat vb.) kesinleşmiştir.

  2. Maddi Tazminat Miktarının Değerlendirilmesi: Bozma ilamında belirtilen ilkeler doğrultusunda sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi ve ihlalin niteliği gözetilerek maddi tazminata müdahale edilmişse de, belirlenen asıl zarar miktarı (129.645,23 TL) karşısında hükmedilen 20.000,00 TL’lik tutarın tarafların ekonomik durumu ve tecavüz şekline göre düşük kaldığı vurgulanmıştır. Daha makul bir maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

  • Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 29/02/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatında Hakkaniyet ve Orantılılık: Sınai mülkiyet haklarına tecavüz davalarında, hak sahibinin yoksun kaldığı kazancın hesaplanması ve mahkemelerce bu miktara müdahale edilmesi aşamasında, ihlalin boyutu ile takdir edilen tazminat miktarı arasında dengeli ve hakkaniyete uygun bir oran kurulmalıdır. Hak sahibinin uğradığı somut ekonomik kaybın çok altında kalan indirimler Yargıtay denetiminde isabetsiz bulunmaktadır.

⚖️MARKA HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE MARKA HAKKINA TECAVÜZ NEDENİYLE MADDİ TAZMİNATIN BELİRLENMESİ (Bozma Kararı Sonrasında Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatına Müdahale Edilirken Tarafların Ekonomik Durumu, Markaya Tecavüz Şekli ve Belirlenen Tutar Nazara Alınarak Daha Makul Bir Miktar Maddi Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2023/3916 Karar No: 2024/1621 Karar Tarihi: 29/02/2024 İnceleme Konusu Karar: Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) (2023/375 E., 2023/109 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, tescilli ve tanınmış "ARI" esas unsurlu markalarına dayanarak davalının "AEK Isparta Arı Eğitim Kurumları" markasının hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini ve marka hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne, markanın hükümsüzlüğüne ve maddi/manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bozma Süreci: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.10.2022 tarihli kararıyla, yoksun kalınan kazanç miktarı hesaplanırken 6769 sayılı Kanun'un 151. maddesindeki ekonomik önem, lisans sayısı, ihlalin niteliği ve boyutu gibi kriterlerin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. Bozma Sonrası Verilen Karar ve Temyiz: Yerel mahkemece bozmaya uyularak maddi tazminat 20.000,00 TL olarak belirlenmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Kesinleşen Yönler: Dava kapsamında bozma ilamı ile maddi tazminat miktarı dışındaki hususlar (hükümsüzlük, manevi tazminat vb.) kesinleşmiştir. Maddi Tazminat Miktarının Değerlendirilmesi: Bozma ilamında belirtilen ilkeler doğrultusunda sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi ve ihlalin niteliği gözetilerek maddi tazminata müdahale edilmişse de, belirlenen asıl zarar miktarı (129.645,23 TL) karşısında hükmedilen 20.000,00 TL'lik tutarın tarafların ekonomik durumu ve tecavüz şekline göre düşük kaldığı vurgulanmıştır. Daha makul bir maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Açıklanan sebeplerle İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 29/02/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ VE TAZMİNAT DAVALARINDA VEKÂLET ÜCRETİ UYGULAMASI

(Davaların Yığılması Niteliğindeki Taleplerde Kabul Edilen Markaya Tecavüzün Önlenmesi (Men) Davası İçin Ayrı Bir Vekâlet Ücreti Hükmedilmesi Gerektiği – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2022/7486

  • Karar No: 2023/6876

  • Karar Tarihi: 28/11/2023

  • İncelenen Karar: Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) (2022/417 E., 2022/364 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, davalı şirketin tescilli markasını izinsiz kullandığını belirterek marka hakkına tecavüzün önlenmesini (men’ini), maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Yargılama ve bozma süreçlerinin ardından mahkemece davanın kısmen kabulüne; tecavüzün önlenmesine, maddi ve manevi tazminatın kısmen/tamamen kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Temyiz İtirazlarının Değerlendirilmesi: Dosyadaki yazılara, bozma kararına uyulmuş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir.

  2. Vekâlet Ücreti Yönünden: Davacının her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiş olması 6100 sayılı Kanun’un 110. maddesi gereğince davaların yığılması niteliğindedir. Bu durumda reddedilen ve kabul edilen her bir talep için ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekir. Kabul edilen maddi ve manevi tazminat için vekâlet ücreti verilmesine rağmen, kabul edilen markaya tecavüzün önlenmesi davası için davacı lehine ayrı bir vekâlet ücreti takdir edilmemiş olması isabetsiz bulunmuş, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

  • Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasına tecavüzün önlenmesi yönünden de vekâlet ücreti eklenmek suretiyle mahkeme kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA 28/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Fikri Mülkiyet Davalarında Talep Yığılması ve Vekâlet Ücreti: Marka hakkına tecavüz davalarında genellikle “tecavüzün tespiti”, “men’i (önlenmesi)”, “maddi tazminat” ve “manevi tazminat” talepleri birlikte (davaların yığılması suretiyle) ileri sürülmektedir. Yargıtay yerleşik içtihatlarında, bu taleplerin her birinin bağımsız birer dava niteliğinde olduğunu, dolayısıyla kabul veya reddedilen her bir talep yönünden lehine ve aleyhine ayrı ayrı vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

⚖️MARKA HAKKINA TECAVÜZÜN ÖNLENMESİ VE TAZMİNAT DAVALARINDA VEKÂLET ÜCRETİ UYGULAMASI (Davaların Yığılması Niteliğindeki Taleplerde Kabul Edilen Markaya Tecavüzün Önlenmesi (Men) Davası İçin Ayrı Bir Vekâlet Ücreti Hükmedilmesi Gerektiği - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2022/7486 Karar No: 2023/6876 Karar Tarihi: 28/11/2023 İncelenen Karar: Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) (2022/417 E., 2022/364 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, davalı şirketin tescilli markasını izinsiz kullandığını belirterek marka hakkına tecavüzün önlenmesini (men'ini), maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Yargılama ve bozma süreçlerinin ardından mahkemece davanın kısmen kabulüne; tecavüzün önlenmesine, maddi ve manevi tazminatın kısmen/tamamen kabulüne karar verilmiştir. Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Temyiz İtirazlarının Değerlendirilmesi: Dosyadaki yazılara, bozma kararına uyulmuş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise diğer temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Vekâlet Ücreti Yönünden: Davacının her biri ayrı bir davaya konu olabilecek istemlerini tek bir dava içinde talep etmiş olması 6100 sayılı Kanun'un 110. maddesi gereğince davaların yığılması niteliğindedir. Bu durumda reddedilen ve kabul edilen her bir talep için ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi gerekir. Kabul edilen maddi ve manevi tazminat için vekâlet ücreti verilmesine rağmen, kabul edilen markaya tecavüzün önlenmesi davası için davacı lehine ayrı bir vekâlet ücreti takdir edilmemiş olması isabetsiz bulunmuş, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasına tecavüzün önlenmesi yönünden de vekâlet ücreti eklenmek suretiyle mahkeme kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA 28/11/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️AYAKKABI TABANI ÜRETİMİNDE MARKA HAKKINA TECAVÜZ, MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT VE KAZANÇ HESAPLAMASI

(Tescilli Markanın Tescilli Olduğu Şekilde Kullanılmayarak Rakip Markaya Benzetilmesinin ve Fuar Ortamında Kullanılmasının Markaya Tecavüz Oluşturduğu, Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatının İlgili Dönem Satışları ve Davacının Karlılık Oranı Esas Alınarak Belirlenmesi Gerektiği – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2025/1438

  • Karar No: 2025/6280

  • Karar Tarihi: 16/10/2025

  • İncelenen Karar: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi (2022/1123 E., 2025/102 K.) / İlk Derece: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2021/106 E., 2022/53 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, ayakkabı parçaları için sıvı kauçuk ve benzeri ürünler ürettiğini, 25. sınıfta tescilli markasına davalıların tecavüz ettiğini; bir sanayi fuarında ve iş yerinde yapılan tespitlerde markasının ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanıldığını ileri sürerek tecavüzün tespiti, önlenmesi, araçlara el konulması ile maddi, manevi ve itibar tazminatı talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  • Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: Davalılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; eylemin markaya tecavüz teşkil ettiği, yoksun kalınan kazanç hesaplamasında dava konusu dönemi aşan satışların dışlanarak delil tespiti sonrasındaki doğru dönem satışları ve davacının karlılık oranı esas alınarak maddi tazminatın güncellenmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne ve maddi tazminatın yeniden belirlenen tutar üzerinden müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Taraf vekillerince karar temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Onama Gerekçesi: Taraf vekillerinin temyiz itirazları sonrasında yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamına ve somut uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

  2. Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,

  • Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 16/10/2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Marka Haklarına Tecavüzde Tescilli Marka Savunması ve Tazminat Hesabı: 6769 sayılı SMK’nın 155. maddesi gereğince, davalı tarafın kendi adına tescilli bir markasının bulunması, bu markayı tescil kapsamı dışına çıkarıp davacının markasına benzeterek haksız kullanımda bulunması halinde bir koruma kalkanı sağlamamaktadır. Ayrıca tazminat hesaplamalarında (yoksun kalınan kazanç), tecavüzün başladığı tarih ile tespit edilen dönemin titizlikle ayrıştırılması, somut satış adetleri ve hak sahibinin net karlılık oranının esas alınması denetime elverişli karar açısından büyük önem taşımaktadır.

⚖️AYAKKABI TABANI ÜRETİMİNDE MARKA HAKKINA TECAVÜZ, MADDİ-MANEVİ TAZMİNAT VE KAZANÇ HESAPLAMASI (Tescilli Markanın Tescilli Olduğu Şekilde Kullanılmayarak Rakip Markaya Benzetilmesinin ve Fuar Ortamında Kullanılmasının Markaya Tecavüz Oluşturduğu, Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatının İlgili Dönem Satışları ve Davacının Karlılık Oranı Esas Alınarak Belirlenmesi Gerektiği - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2025/1438 Karar No: 2025/6280 Karar Tarihi: 16/10/2025 İncelenen Karar: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi (2022/1123 E., 2025/102 K.) / İlk Derece: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2021/106 E., 2022/53 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, ayakkabı parçaları için sıvı kauçuk ve benzeri ürünler ürettiğini, 25. sınıfta tescilli markasına davalıların tecavüz ettiğini; bir sanayi fuarında ve iş yerinde yapılan tespitlerde markasının ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanıldığını ileri sürerek tecavüzün tespiti, önlenmesi, araçlara el konulması ile maddi, manevi ve itibar tazminatı talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı: Davalılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; eylemin markaya tecavüz teşkil ettiği, yoksun kalınan kazanç hesaplamasında dava konusu dönemi aşan satışların dışlanarak delil tespiti sonrasındaki doğru dönem satışları ve davacının karlılık oranı esas alınarak maddi tazminatın güncellenmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulüne ve maddi tazminatın yeniden belirlenen tutar üzerinden müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Taraf vekillerince karar temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Onama Gerekçesi: Taraf vekillerinin temyiz itirazları sonrasında yapılan incelemede; Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamına ve somut uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Sonuç: Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine 16/10/2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET DAVALARINDA İSTİNAF KESİNLİK SINIRI VE TALEPLERİN BÜTÜNLÜĞÜ

(Maddi Tazminat Talebinin Tespit ve Men’i Gibi Diğer Taleplerle Birlikte (Bütünlük Arz Eder Şekilde) İleri Sürülmesi Durumunda, İstinaf İncelemesinin Bölünmeden Birlikte Yapılması Gerektiği – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2022/4667

  • Karar No: 2024/1346

  • Karar Tarihi: 21/02/2024

  • İncelenen Karar: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi (2019/1788 E., 2022/391 K.) / İlk Derece: Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (2015/534 E., 2018/305 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, İsviçre’de sahibi olduğu ve Avrupa ülkelerinde yüksek bilinirliğe sahip markasının Türkiye’deki tek yetkilisi olduğunu, davalının mağazasında tescilli markasını ve şeklini taşıyan taklit ürünlerin satışını yaptığını belirterek haksız rekabetin tespiti, önlenmesi (men’i), maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

  • İstinaf Süreci: Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince haksız rekabetin men’ine ve manevi tazminata yönelik başvurunun esastan reddine; maddi tazminat miktarı istinaf karar tarihli kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle maddi tazminata yönelik istinaf başvuru dilekçesinin ise usulden reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Taleplerin Bütünlüğü ve İstinaf İncelemesi: Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminatın kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle bu konudaki istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmişse de; tazminat talebinin haksız rekabetin ve marka hakkına tecavüzün tespiti/men’i talepleriyle birlikte talep edildiği, dolayısıyla taleplerin bütünlüğü bulunduğu vurgulanmıştır.

  2. Usul Aykırılığı: 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b bendi uyarınca hem tazminat hem de diğer taleplere ilişkin istinaf incelemesinin birlikte yapılarak tek bir hüküm kurulması gerekirken, taleplerin bölünerek ayrı ayrı hüküm kurulmasının hatalı olduğu ve kararın bu nedenle bozulması gerektiği belirtilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Açıklanan sebeplerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

  • Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 21/02/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Fikri Mülkiyet Davalarında İstinaf Sınırı Uygulaması: Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davalarında tespit, men ve tazminat talepleri birbirinin akıbetine bağlı veya birlikte talep edilen (bütünlük arz eden) niteliktedir. Bu tür davalarda, maddi tazminat miktarı istinaf kesinlik sınırının altında kalsa dahi, asıl taleplerle (tespit ve men) olan hukuki ve maddi bütünlük nedeniyle, istinaf mahkemesince taleplerin bölünmeden bir bütün olarak incelenmesi ve karara bağlanması usul hukuku gereğidir.

⚖⚖️MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET DAVALARINDA İSTİNAF KESİNLİK SINIRI VE TALEPLERİN BÜTÜNLÜĞÜ (Maddi Tazminat Talebinin Tespit ve Men'i Gibi Diğer Taleplerle Birlikte (Bütünlük Arz Eder Şekilde) İleri Sürülmesi Durumunda, İstinaf İncelemesinin Bölünmeden Birlikte Yapılması Gerektiği - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2022/4667 Karar No: 2024/1346 Karar Tarihi: 21/02/2024 İncelenen Karar: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi (2019/1788 E., 2022/391 K.) / İlk Derece: Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (2015/534 E., 2018/305 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, İsviçre'de sahibi olduğu ve Avrupa ülkelerinde yüksek bilinirliğe sahip markasının Türkiye'deki tek yetkilisi olduğunu, davalının mağazasında tescilli markasını ve şeklini taşıyan taklit ürünlerin satışını yaptığını belirterek haksız rekabetin tespiti, önlenmesi (men'i), maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açmıştır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Süreci: Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince haksız rekabetin men'ine ve manevi tazminata yönelik başvurunun esastan reddine; maddi tazminat miktarı istinaf karar tarihli kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle maddi tazminata yönelik istinaf başvuru dilekçesinin ise usulden reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Taleplerin Bütünlüğü ve İstinaf İncelemesi: Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminatın kesinlik sınırı altında kaldığı gerekçesiyle bu konudaki istinaf dilekçesinin usulden reddine karar verilmişse de; tazminat talebinin haksız rekabetin ve marka hakkına tecavüzün tespiti/men'i talepleriyle birlikte talep edildiği, dolayısıyla taleplerin bütünlüğü bulunduğu vurgulanmıştır. Usul Aykırılığı: 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b bendi uyarınca hem tazminat hem de diğer taleplere ilişkin istinaf incelemesinin birlikte yapılarak tek bir hüküm kurulması gerekirken, taleplerin bölünerek ayrı ayrı hüküm kurulmasının hatalı olduğu ve kararın bu nedenle bozulması gerektiği belirtilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Açıklanan sebeplerle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 21/02/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️“KAYBEDENLER KULÜBÜ” MARKASININ İŞ YERİNDE İZİNSİZ KULLANIMI, MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET

(Tescilli Markanın Kapsamındaki Hizmet Sınıflarında İzin Alınmaksızın Markasal Olarak Kullanılmasının Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabet Teşkil Ettiği – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2022/81

  • Karar No: 2023/3875

  • Karar Tarihi: 19/06/2023

  • İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2019/1487 E., 2021/1141 K.) / İlk Derece: Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) (2017/485 E., 2019/214 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, “KAYBEDENLER KULÜBÜ” ibareli markanın 43. sınıfta adına tescilli olduğunu, davalının bu markayı iş yerinde ve faaliyetlerinde haksız olarak kullandığını belirterek tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, tecavüze konu eşyalara el konulması, imhası, sicil/kayıtlardan silinmesi, ilan ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

  • İstinaf Süreci: Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalının kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, resmi kayıtlarda unvan değişikliğinin dava tarihinden sonra yapıldığı tespit edilerek başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  • Onama Gerekçesi: Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ve kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kararında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı kabul edilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

  • Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 19/06/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Marka Başvurusunun Tescil Anına Kadar Sağladığı Haklar ve Sınıf Uyumu: Bir markanın tescil başvurusunda bulunmuş olmak, ilgili sınıf tescil edilene veya kapsamdan çıkarılana kadar başvuru sahibine o sınıfta sınırsız bir kullanım hakkı vermez. Özellikle tescilli bir markayla aynı sınıfta (örneğin 43. sınıf yiyecek ve içecek hizmetleri) ve ayırt edilemeyecek derecede benzer bir ibarenin iş yerinde kullanılması, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet hükümlerinin uygulanmasını gerektirir.

⚖️"KAYBEDENLER KULÜBÜ" MARKASININ İŞ YERİNDE İZİNSİZ KULLANIMI, MARKA HAKKINA TECAVÜZ VE HAKSIZ REKABET (Tescilli Markanın Kapsamındaki Hizmet Sınıflarında İzin Alınmaksızın Markasal Olarak Kullanılmasının Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabet Teşkil Ettiği - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2022/81 Karar No: 2023/3875 Karar Tarihi: 19/06/2023 İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2019/1487 E., 2021/1141 K.) / İlk Derece: Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) (2017/485 E., 2019/214 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, "KAYBEDENLER KULÜBÜ" ibareli markanın 43. sınıfta adına tescilli olduğunu, davalının bu markayı iş yerinde ve faaliyetlerinde haksız olarak kullandığını belirterek tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, tecavüze konu eşyalara el konulması, imhası, sicil/kayıtlardan silinmesi, ilan ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Süreci: Davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; davalının kullanımının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, resmi kayıtlarda unvan değişikliğinin dava tarihinden sonra yapıldığı tespit edilerek başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Onama Gerekçesi: Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, dayandıkları belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ve kararda belirtilen gerekçeler dikkate alındığında, Bölge Adliye Mahkemesi kararında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekilinin temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı kabul edilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 19/06/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️“ESPOLİGON” VE “İSCORE” MARKALARI İLE POLİGON İÇ MEKAN TASARIMINA TECAVÜZ VE TAZMİNAT TALEBİ

(Tescilli Tasarıma Tecavüz Halinde Tasarım Hakkı Sahibinin Seçimlik Haklarının Açıklattırılması, Uygun Yöntemle Tazminat Hesaplanması veya TBK m. 50 Çerçevesinde Hakkaniyete Uygun Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği – Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2020/237

  • Karar No: 2020/4035

  • Karar Tarihi: 13/10/2020

  • İncelenen Karar: Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (26/11/2019 tarih, 2018/313 E. – 2019/605 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, “ESPOLİGON” ve “İSCORE” markalarının ve poligon işletmesine yönelik tescilli tasarımın sahibi olduğunu, davalının tasarımın aynısı olacak şekilde poligon kurarak marka ve tasarımlarına tecavüz ettiğini ileri sürerek tecavüzün tespiti, men’i ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, tasarım yönünden tecavüzün tespitine ve men’ine, marka tecavüzü iddialarının reddine ve somut kazanç kaybı ispatlanamadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE

  1. Sair Temyiz İtirazlarının Reddi: Dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilmiştir.

  2. Tazminat İstemine Yönelik Gerekçe: Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 554 sayılı Tasarım KHK’nın 50. maddesi uyarınca tescilli tasarıma tecavüz halinde tazminat isteme hakkı bulunduğu vurgulanmıştır. Mahkemece, tazminat istemine ilişkin olarak öncelikle dava dilekçesindeki talebin 554 sayılı KHK’nın 52. maddesindeki seçimlik haklardan hangisine yönelik olduğunun açıklattırılarak tercihinin sağlanması, bu doğrultuda delillerin toplanması ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Zararın tam olarak belirlenememesi durumunda ise somut olayın özellikleri nazara alınarak 6098 sayılı TBK’nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi icap ederken, tazminat talebinin doğrudan reddedilmiş olmasının isabetsiz olduğu ifade edilmiştir.

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

  • Tazminata ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın iadesine 13/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • Tasarım ve Marka Tecavüzünde Tazminat Seçimleri: Fikri ve sınai mülkiyet haklarına tecavüz davalarında, talep edilen tazminatın yasal dayanakları (mülga 554 sayılı KHK m. 52 veya mer’i SMK m. 151 kapsamında seçimlik haklar) titizlikle belirlenmeli; zarar miktarının tam olarak hesaplanamadığı hallerde ise hakkaniyet kuralları ve TBK m. 50 çerçevesinde uygun bir tazminata hükmedilmelidir.

⚖️"ESPOLİGON" VE "İSCORE" MARKALARI İLE POLİGON İÇ MEKAN TASARIMINA TECAVÜZ VE TAZMİNAT TALEBİ (Tescilli Tasarıma Tecavüz Halinde Tasarım Hakkı Sahibinin Seçimlik Haklarının Açıklattırılması, Uygun Yöntemle Tazminat Hesaplanması veya TBK m. 50 Çerçevesinde Hakkaniyete Uygun Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı) 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2020/237 Karar No: 2020/4035 Karar Tarihi: 13/10/2020 İncelenen Karar: Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (26/11/2019 tarih, 2018/313 E. - 2019/605 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ Dava Konusu ve İlk Derece Süreci: Davacı taraf, "ESPOLİGON" ve "İSCORE" markalarının ve poligon işletmesine yönelik tescilli tasarımın sahibi olduğunu, davalının tasarımın aynısı olacak şekilde poligon kurarak marka ve tasarımlarına tecavüz ettiğini ileri sürerek tecavüzün tespiti, men'i ve maddi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, tasarım yönünden tecavüzün tespitine ve men'ine, marka tecavüzü iddialarının reddine ve somut kazanç kaybı ispatlanamadığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Sair Temyiz İtirazlarının Reddi: Dosya kapsamındaki delillerin değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilmiştir. Tazminat İstemine Yönelik Gerekçe: Olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 554 sayılı Tasarım KHK'nın 50. maddesi uyarınca tescilli tasarıma tecavüz halinde tazminat isteme hakkı bulunduğu vurgulanmıştır. Mahkemece, tazminat istemine ilişkin olarak öncelikle dava dilekçesindeki talebin 554 sayılı KHK'nın 52. maddesindeki seçimlik haklardan hangisine yönelik olduğunun açıklattırılarak tercihinin sağlanması, bu doğrultuda delillerin toplanması ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği belirtilmiştir. Zararın tam olarak belirlenememesi durumunda ise somut olayın özellikleri nazara alınarak 6098 sayılı TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi icap ederken, tazminat talebinin doğrudan reddedilmiş olmasının isabetsiz olduğu ifade edilmiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Tazminata ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın iadesine 13/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

⚖️“BINANCE” MARKASININ TÜRKPATENT YİDK KARARININ İPTALİ VE AYIRT EDİCİLİK

(Dünyanın En Büyük İşlem Hacimli Kripto Para Borsasının İsmi Olan “Binance” İbaresinin Ayırt Edici Nitelikten Yoksun Olmadığı, Tanımlayıcılık ve Ticaret Alanında Ortak Kullanıma Açık İşaretlerden Olma Gerekçeleriyle Reddedilemeyeceği)

Dünyanın en büyük işlem hacimli kripto para borsasının ismi olan “Binance” ibaresinin tescil başvurusunun, 6769 sayılı Kanun’un 5/1-b, c ve d bentleri uyarınca ayırt edici nitelikten yoksunluk, tanımlayıcılık ve ticaret alanında ortak kullanıma açık işaretlerden olma gerekçeleriyle reddedilemeyeceği ve TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline dair mahkeme kararının onandığına karar verilmiştir.

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2022/7257

  • Karar No: 2024/3129

  • Karar Tarihi: 22/04/2024

  • İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2020/1534 Esas, 2022/1291 Karar) / İlk Derece: Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2019/338 E., 2020/85 K.)

💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ

  • 🔸 Dava Konusu ve Yargılama Süreci: Davacı vekili dava dilekçesinde; “… HOLDINGS LIMITED” adlı tüzel kişiliğin, tamamen bir özel girişim niteliğindeki Binance Kripto Para Borsası’nın ve Binance Kripto Para Birimi’nin sahibi olduğunu, dünyanın en büyük işlem hacimli kripto para borsasının ismi olan Binance ibaresinin ilk kez davacı tarafından “çift değişkenli / ikili” anlamına gelen “binary” kelimesinin ilk harfi olan “b” harfinin ve “finans” anlamına gelen “finance” kelimesinin ilk harfinden sonraki kısmı olan “inance” ibaresinin bir araya getirilmesiyle yaratılmış olduğunu, müvekkilinin marka başvurusunun 6769 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentleri uyarınca reddedildiğini ileri sürerek YİDK kararının iptalini talep etmiştir.

  • 🔸 Cevap ve İlk Derece/İstinaf Süreci: Davalı Kurum vekili kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; kelimenin Türkçe ya da İngilizce sözlüklerde bir anlamı bulunmadığı, özgün bir kelime olduğu, çok yüksek olmasa da bir ayırt ediciliğinin bulunduğu, 6769 sayılı Kanun’un 5/1-b, c ve d bentleri kapsamında reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE ORİJİNAL GEREKÇE

  • 🔸 Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  • 🔸 Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

     

🏁 SONUÇ VE HÜKÜM

  • 🔸 Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca oy birliğiyle ONANMASINA,

  • 🔸 Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 22.04.2024 tarihinde karar verilmiştir.

⚖️ DAVAPORT YORUMU

  • 💡 Kripto para borsaları ve dijital finans platformları gibi küresel ölçekte tescilli ve tanınmış markaların, “tanımlayıcılık” veya “ayırt edicilikten yoksunluk” gerekçeleriyle tescil başvurularının reddedilmesi hukuka aykırıdır. Özgün olarak türetilen ve uzun yıllardır ticari alanda kullanılan markaların tescil haklarının korunması gerektiği bu kararla tescil edilmiştir.

⚖️"BINANCE" MARKASININ TÜRKPATENT YİDK KARARININ İPTALİ VE AYIRT EDİCİLİK (Dünyanın En Büyük İşlem Hacimli Kripto Para Borsasının İsmi Olan "Binance" İbaresinin Ayırt Edici Nitelikten Yoksun Olmadığı, Tanımlayıcılık ve Ticaret Alanında Ortak Kullanıma Açık İşaretlerden Olma Gerekçeleriyle Reddedilemeyeceği) Dünyanın en büyük işlem hacimli kripto para borsasının ismi olan "Binance" ibaresinin tescil başvurusunun, 6769 sayılı Kanun'un 5/1-b, c ve d bentleri uyarınca ayırt edici nitelikten yoksunluk, tanımlayıcılık ve ticaret alanında ortak kullanıma açık işaretlerden olma gerekçeleriyle reddedilemeyeceği ve TÜRKPATENT YİDK kararının iptaline dair mahkeme kararının onandığına karar verilmiştir. 🏛️ KARAR KÜNYESİ Yüksek Mahkeme: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Esas No: 2022/7257 Karar No: 2024/3129 Karar Tarihi: 22/04/2024 İncelenen Karar: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2020/1534 Esas, 2022/1291 Karar) / İlk Derece: Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi (2019/338 E., 2020/85 K.) 💡 DAVA VE YARGILAMA SÜRECİNİN ÖZETİ 🔸 Dava Konusu ve Yargılama Süreci: Davacı vekili dava dilekçesinde; “... HOLDINGS LIMITED” adlı tüzel kişiliğin, tamamen bir özel girişim niteliğindeki Binance Kripto Para Borsası’nın ve Binance Kripto Para Birimi’nin sahibi olduğunu, dünyanın en büyük işlem hacimli kripto para borsasının ismi olan Binance ibaresinin ilk kez davacı tarafından “çift değişkenli / ikili" anlamına gelen “binary” kelimesinin ilk harfi olan "b" harfinin ve "finans" anlamına gelen “finance” kelimesinin ilk harfinden sonraki kısmı olan "inance" ibaresinin bir araya getirilmesiyle yaratılmış olduğunu, müvekkilinin marka başvurusunun 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentleri uyarınca reddedildiğini ileri sürerek YİDK kararının iptalini talep etmiştir. 🔸 Cevap ve İlk Derece/İstinaf Süreci: Davalı Kurum vekili kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince; kelimenin Türkçe ya da İngilizce sözlüklerde bir anlamı bulunmadığı, özgün bir kelime olduğu, çok yüksek olmasa da bir ayırt ediciliğinin bulunduğu, 6769 sayılı Kanun'un 5/1-b, c ve d bentleri kapsamında reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne ve YİDK kararının iptaline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 📌 YARGITAYIN DEĞERLENDİRMESİ VE ORİJİNAL GEREKÇE 🔸 Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 🔸 Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 🏁 SONUÇ VE HÜKÜM 🔸 Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca oy birliğiyle ONANMASINA, 🔸 Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 22.04.2024 tarihinde karar verilmiştir.