🏛️ KARAR KÜNYESİ
💡 ÖZET Sanığın kurulu sayaçtan geçen elektriği tüketmesi eyleminde; sayacın doğru tespit yapmasını engelleyecek herhangi bir müdahalenin bulunmaması ve tüketim miktarının sayaç tarafından eksiksiz kaydedilmesi karşısında, yalnızca usulüne uygun abonelik yaptırılmadan elektrik kullanılmış olması “Karşılıksız Yararlanma” suçunun yasal unsurlarını oluşturmaz. İlk derece mahkemesince TCK m. 168/5 uyarınca verilen “düşme” kararı hukuka aykırı olup, dairece bu kararın kaldırılarak sanığın CMK m. 223/2-a uyarınca beraatine ve lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
⚖️ UYUŞMAZLIK VE MADDİ VAKIA Sanık K.E. hakkında, 29.06.2020 tarihinde İzmir’in Çeşme ilçesinde abonelik sözleşmesi yaptırmaksızın elektrik tükettiği gerekçesiyle katılan GDZ Elektrik Dağıtım A.Ş. tarafından şikayetçi olunmuş ve karşılıksız yararlanma suçundan kamu davası açılmıştır. Yapılan incelemelerde, sanığın kullanmış olduğu elektrik sayacına herhangi bir fiziksel müdahalede bulunmadığı, sayacın tüketimi doğru ve eksiksiz bir şekilde kaydettiği belirlenmiştir.
İlk derece mahkemesi yargılama sonucunda sanık hakkında TCK m. 168/5 ve CMK m. 223/8 uyarınca düşme kararı vermiştir. Katılan kurum vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, sanığın cezalandırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
🎯 GEREKÇE Ceza hukukunda karşılıksız yararlanma suçunun (TCK m. 163/3) oluşabilmesi için, tüketim miktarının belirlenmesini engellemek amacıyla sayaca müdahale edilmesi veya düz hat çekilmesi gibi düzeneğe yönelik hileli bir eylemin varlığı şarttır. Somut olayda, sanığın sayaçtan geçen elektriği kullanmasına rağmen, sayacın doğru tespit yapmasını engelleyecek hiçbir müdahalesinin bulunmadığı açıkça saptanmıştır. Sadece idari bir eksiklik olan aboneliğin bulunmaması, tek başına karşılıksız yararlanma suçunu oluşturmaz; eylem hukuki niteliği itibariyle kaçak kullanım bedeline ilişkin hukuki bir uyuşmazlık seviyesindedir.
Bu doğrultuda, suçun yasal unsurları oluşmadığından ilk derece mahkemesinin beraat yerine düşme kararı vermesi hukuka aykırılık teşkil etmiştir. Ancak söz konusu aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Yargıtay Ceza Genel Kurulu emsal kararları gözetilerek CMK m. 280/1-a ve CMK m. 303/1-a maddeleri uyarınca hükmün düzeltilerek onanması mümkün görülmüştür. Yerel mahkemenin düşme hükmü kaldırılarak suçun unsurları oluşmadığından beraat kararı ikame edilmiştir.
🏁 HÜKÜM / SONUÇ Çeşme 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin düşme kararının KALDIRILMASINA, yerine sanık K.E.’nin üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından CMK m. 223/2-a uyarınca BERAATİNE, sanık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Karar Tarihindeki AAÜT uyarınca takdir edilen 30.000 TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine, katılan vekilinin istinaf başvurusunun DÜZELTİLEREK ESASTAN REDDİNE, tebliğden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili ceza dairesi nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere 25/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
[elementor-template id=”Dilekçe Kataloğu Popup”]