🏛️ KARAR KÜNYESİ
💡 DAVA ÖZETİ Davacı ortak vekili; müvekkilinin davalı şirketin yüzde 50 hissedarı olduğunu, diğer ortakların hisse devirleri gerçekleştirdiğini ve davalı şirket müdürünün şirketi usulsüz işlemlerle zarara uğrattığını ileri sürmüştür. Dava dilekçesinde; davacının şirkete muhtelif tarihlerde toplam 65.000,00 TL borç/avans verdiğini, şirket kayıtlarında faturasız satışlar yapıldığını, elde edilen kazancın kasaya intikal ettirilmeyerek şirket müdürünün şahsi hesabına aktarıldığını, şirket bütçesi müsait olmasına rağmen SGK ve vergi borçlarının ödenmediğini iddia etmiştir. Davacı vekili; müvekkilinin haklı nedenle ortaklıktan çıkmasına, çıkma payının tahsiline, şirkete verilen 65.000,00 TL borcun iadesine, usulsüz işlemlerle şirketten çekilen nakitlerin ve faturasız satış bedellerinin saptanarak şirket müdürü ve sorumlulardan tahsili ile şirkete iadesine, net kar üzerinden temettü alacağının ödenmesine ve doğacak vergi/SGK cezalarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; eski ortak yönünden husumet yokluğu bulunduğunu, davacının gönderdiği paranın borç değil sermaye taahhüdü olduğunu, şirketin catering (toplu yemek) hizmeti verdiğini, tüm hammadde alımlarının faturalı olduğunu, şirket müdürünün şahsi menfaat elde etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince; ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği gerekçesiyle davacının ortaklıktan çıkma talebi kabul edilmiş, ancak şirketin özvarlığı menfi (eksi) bakiye verdiğinden çıkma payı talebi reddedilmiştir. Defter kayıtlarında sabit olan 65.000,00 TL avans alacağının dava tarihinden itibaren faiziyle davalı şirketten tahsiline hükmedilmiştir. Şirket müdürü dışındaki ortaklar hakkındaki dava husumet yönünden reddedilmiş; şirket müdürü hakkındaki tazminat ve usulsüzlük iddiaları ise taleplerin somut olarak müdüre yöneltilmediği ve iddiaların subut bulmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
📌 YARGILAMA SÜRECİ VE BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNİN TESPİTLERİ Yerel mahkemenin kararına karşı davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf itirazlarını inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, şu hukuki saptamalarda bulunmuştur:
⚖️ MAHKEME GEREKÇESİ “Hükme esas alınan bilirkişi raporunda banka yoluyla hesaptan çekilen paraların ne kadar olduğu, ne için harcandığı, defter kayıtlarına ne kadarının geçtiği, hammadde faturalarına göre şirket hesabına geçmeyen faturasız satışlar yapılıp yapılmadığı, vergi ve SGK borçları nedeniyle şirketin zarara uğratılıp uğratılmadığı hususları hiç incelenmemiş olmasına rağmen bu yöndeki taleplerin reddine karar verilmesi yerinde değildir… HMK’nın 31. maddesindeki hakimin aydınlatma yükümlülüğü de dikkate alınmak suretiyle… şirket müdürü olan davalı hakkında bu yönde bir talepte bulunulup bulunmadığı netleştirilerek ortaya çıkacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.”
🏁 HÜKÜM / SONUÇ
[elementor-template id=”Dilekçe Kataloğu Popup”]