🏛️ KARAR KÜNYESİ
Mahkeme / Daire: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. HUKUK DAİRESİ
Esas / Karar No: 2021/4732 Esas – 2024/1832 Karar
Karar Tarihi: 11/07/2024
💡 UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davanın Özeti: Davacılar vekili, İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/400 Esas – 2018/937 Karar sayılı dosyası üzerinden verilen veraset ilamının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin resmi kayıtlar yerine davalının şifahi anlatımlarıyla hazırlanan bir tarih kitabını dayanak aldığını, tapu ve nüfus kayıtlarına göre tarafların ortak murislerinin bulunduğunu ileri sürerek mevcut mirasçılık belgesinin iptali ile hisseleri gösterir yeni bir belge düzenlenmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise iddiaların asılsız olduğunu, soybağı incelemesinde resmi iskan ve nüfus kayıtlarının esas alındığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, eski kütükler ve mübadele kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacıların dayandığı nüfus bilgileri ile murisin kök soybağı arasında bağlantı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacılar vekili, farklı tapu müdürlüklerinden gelen yazıların çeliştiğini ve Konak’taki güncel tapu kayıtlarının esas alınması gerektiğini belirterek kararı istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, resmi mübadele, teffiz ve eski nüfus kayıtlarının incelenmesinde ilk derece mahkemesinin saptamalarının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
📌 GEREKÇE Dava, mirasçılık belgesinin iptali istemine ilişkindir. TMK’nun 30. maddesinde “Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat olunur. Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru olmadığı anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat edilebilir.” hükmü yer almaktadır. Aynı kanunun 598. maddesi uyarınca ise mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Somut olayda, Hanya mübadillerinden olan muris Mustafa Bedrettin Özmen’in mirasçılık belgesinin iptali talep edilmiştir. Dosya kapsamındaki İzmir Teffiz Komisyonu’nun 21.11.1929 tarihli teffiz kararı, kadastro beyannameleri, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’nden gelen iskan kayıtları ve eski nüfus kütük defter suretleri incelenmiştir. İlgili kayıtlarda davacıların kök murisleri olarak gösterdikleri Hasan Hüsnü ve Aliye hanımın baba adlarının resmi belgelerde “Şemsidedezade”, “Süleyman Şemsi” ve “Şemsi” olarak geçtiği, ana adlarının ise Gülsüm olduğu saptanmıştır. Buna karşılık, müteveffa muris Mustafa Bedrettin ve kız kardeşi Hatice hanımın baba adlarının “Mehmet Şemsettin”, ana adlarının ise “Rahime” olduğu resmi kayıtlarla sabittir. İsim benzerlikleri dışında ana ve baba adları tamamen farklı olan bu kişilerin aynı kökten geldikleri ve aralarında soybağı ilişkisi bulunduğu kabul edilemez. Bu durumda, çocuksuz ve bekar olarak ölen muris Mustafa Bedrettin Özmen’in tek mirasçısının, ana-baba bir kız kardeşi Hatice’nin soyundan gelen davalı Engin Özmen olduğu netleşmiştir. İlk derece mahkemesince toplanan resmi deliller ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmediğinden istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
🏁 HÜKÜM / SONUÇ Davacıların istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, bakiye istinaf karar harcının davacılardan tahsiline, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
[elementor-template id=”Dilekçe Kataloğu Popup”]