ŞİRKET ORTAĞININ APEL (SERMAYE ARTIRIM) BORCU OLMADIĞININ TESPİTİ İSTEMİ – Üçüncü Kişilerin Haciz İhbarnamesi Gönderme İhtimali – Şirket Kayıtlarında Borçlu Görünmenin Yarattığı Tehdit – Iskat (Ortaklıktan Çıkarma) İhtarı Karşısında Hukuki Yararın Varlığı – İşin Esasına Girilmesi Gerekliliği – BAM Kararının Bozulması

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Mahkeme / Daire: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
  • Esas / Karar No: 2020/352 Esas – 2021/475 Karar
  • İlk Derece Mahkemesi: İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi (2017/1441 E. – 2019/169 K.)
  • Bölge Adliye Mahkemesi: İzmir BAM 11. Hukuk Dairesi (2019/3014 E. – 2019/1821 K.)
  • Karar Tarihi: 26/01/2021 (Oy Birliği ile Bozma)

💡 TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

  • Davanın Konusu: Davacı anonim şirket ortağı, şirketin sermaye artırım kararları sonrasında ödemesi gereken son iki taksit toplamı olan 325.000,00 TL tutarındaki sermaye artırım (apel) borcunun bulunmadığının tespitini (menfi tespit) talep etmiştir.
  • Davacının İddiaları: Davacı vekili; müvekkiline daha önce apel borcu nedeniyle ıskat (ortaklıktan çıkarma) ihtarnamesi gönderildiğini, ödeme yapılmadığı için zaten ıskat edilmesi ve borçtan kurtulması gerektiğini, ayrıca sermaye artırım kararının batıl (geçersiz) olduğunu ileri sürmüştür. Bunun yanı sıra, şirket alacaklıları tarafından İİK m. 89/1 uyarınca sürekli haciz ihbarnameleri gönderilerek taciz edildiğini, şirket kayıtlarında borçlu görünmesinin kendisini sürekli risk altında bıraktığını savunmuştur.
  • Davalı Cevabı: Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
  • İlk Derece ve BAM Kararlarının Özeti: İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi; davanın esasen İİK m. 89 uyarınca gönderilen haciz ihbarnamelerine dayandığını, ihbarname gönderen alacaklıların bu davada taraf olmadığını, şirketin ise apel konusunda uzun süredir hareketsiz kaldığını ve yakın bir tehlike bulunmadığını gerekçe göstererek davayı hukuki yarar yokluğundan usulden reddetmiştir.

📌 YARGITAYIN DELİLLERİ DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇESİ Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme ve BAM’ın “hukuki yarar yoktur” yönündeki değerlendirmesini hatalı bularak bozma kararında şu temel hukuki saptamalara yer vermiştir:

  1. Doğrudan Şirkete Karşı Dava Açma Hakkı: Davacının, şirket alacaklılarına karşı İİK m. 89 uyarınca menfi tespit davası açma imkanının bulunması, doğrudan borçlu göründüğü şirkete karşı dava açmasına yasal bir engel teşkil etmez.
  2. Hükmün Kuvvetli Delil Teşkil Etmesi: Bu davanın davacı lehine sonuçlanması halinde, şirkete borcunun olmadığının mahkeme hükmüyle saptanması, gelecekte şirket alacaklılarının davacıya haciz ihbarnamesi göndermesini önleyecek; gönderilse dahi ihbarnameye itiraz için güçlü bir zemin yaratacak ve açılacak davalarda kuvvetli delil olacaktır.
  3. Iskat İhtarı ve Sürekli İcra Tehdidi: Davacıya daha önce ıskat ihtarnamesi çekilmiştir. Şirketin o tarihten beri işlem yapmamış olması tehlikenin geçtiği anlamına gelmez; varsayıma dayalı gerekçe kurulamaz. TTK m. 482 ve 483 uyarınca ortak ıskat edilse dahi şirkete karşı borçlu kalmaya devam edebilir. Davacı, şirket kayıtlarında apel borçlusu olarak kaldığı sürece her an icra tehdidi altındadır.
  4. Sermaye Artırımının Butlanı İddiası: Davacının sermaye artırım kararının batıl olduğuna yönelik iddiası da işin esasına girilerek tartışılarak karara bağlanmalıdır.

🏁 HÜKÜM / SONUÇ Gerekçeleri hatalı bulunan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK m. 373/1 uyarınca dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine (İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi) gönderilmesine 26.01.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.