TASARRUFUN İPTALİ / GENEL MUVAZAA

(İİK m. 277 ve Devamı Kapsamındaki Tasarrufun İptali Davaları ile TBK m. 19 Kapsamındaki Genel Muvazaa Nedenine Dayalı İptal Davalarının Hukuki Nitelik Farkı – Yanlış Nitelendirme Nedeniyle Kararın Kaldırılarak Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi)

🏛️ KARAR KÜNYESİ

  • Mahkeme: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
  • Esas / Karar No: 2019/2433 Esas – 2021/940 Karar
  • Karar Tarihi: 01/04/2021

💡 DAVA VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN ÖZETİ

  • Dava Konusu: Davacı alacaklı şirket, çalışanı olan davalının usulsüz işlemlerle şirketi zarara uğrattığını, bu zararı ödememek için eşiyle anlaşmalı boşandığını ve dava konusu taşınmazın çıplak mülkiyetini oğlu ile intifa hakkını eski eşine devretmek suretiyle muvazaalı olarak mal kaçırdığını belirterek devir işlemlerinin iptalini istemiştir.
  • Savunmalar: Davalılar, boşanma protokolü gereğince devir yapıldığını, işlemin muvazaalı olmadığını ve alacaklıları zarara uğratma kastı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
  • İlk Derece Mahkemesi Kararı: İlk derece mahkemesince geçerli bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmiştir.
  • İstinaf Sebepleri: Davacı vekilleri; davanın İİK 277 vd. değil, Türk Borçlar Kanunu’nun 19. maddesine dayalı genel muvazaa nedenine dayalı iptal istemine ilişkin olduğunu, muvazaa davalarında aciz belgesi veya kesinleşmiş icra takibi ön koşulu aranmadığını, mahkemenin davanın hukuki niteliğini hatalı değerlendirerek usulden reddettiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemişlerdir.

📌 GEREKÇE

  • İİK’nın 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davaları ile Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 19. maddesinde düzenlenen muvazaa nedenine dayalı iptal davaları birbirinden farklı davalar olup, hukuki nitelikleri ve tabi oldukları usul kuralları farklıdır.
  • Tasarrufun iptali davalarında alacaklı lehine bir takım karineler kabul edilmiş olmakla birlikte; bu dava türü hak düşürücü sürelere, kesinleşmiş bir icra takibine ve alacaklı tarafından aciz belgesi sunulması gibi ön koşullara tabidir.
  • TBK’nın 19. maddesine dayanan muvazaa davalarında ise alacaklı, bu tür ön koşullara ve hak düşürücü sürelere bağlı olmaksızın dava açma hakkına sahiptir. Yargıtay uygulamalarında, bu tür muvazaa davalarının kabulü halinde kıyas yoluyla İİK’nın 283. maddesinin (alacaklıya cebri icra yetkisi verilmesi) uygulanacağı kabul edilmiş olmakla birlikte, bu durum davanın niteliğini değiştirerek onu bir tasarrufun iptali davasına dönüştürmez.
  • Davacı tarafın dava dilekçesindeki açıklamalarından ve iddialarından davanın münhasıran TBK’nın 19. maddesinde düzenlenen genel muvazaa hukuksal nedenine dayandığı anlaşılmaktadır.
  • Mahkemece davanın İİK 277 ve devamı maddelerine dayanan tasarrufun iptali davası olarak kabul edilerek ön koşul yokluğundan reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davanın doğru nitelendirilerek delillerin buna göre toplanıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

🏁 HÜKÜM

  1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kararının HMK’nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
  2. Dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
  3. Sair istinaf taleplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
  4. İstinaf harcının talep halinde yatırana iadesine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.