Türk medeni hukukunun yüzyıllardır süregelen temel ilkeleri, fiziki varlıkların (tapu, araç, nakit, menkul eşya) mirasçılara intikali üzerine inşa edilmiştir. Ancak 21. yüzyılın dijitalleşme hızı, bireylerin tüm yaşamını, anılarını, ticari ilişkilerini ve finansal varlıklarını internet ortamına ve bulut sistemlerine taşımasına neden olmuştur. Bir kişinin vefatı durumunda arkasında bıraktığı dijital izlerin ve varlıkların hukuki statüsü ne olacaktır? Bu soru, uzun süre Türk doktrininde ve uygulamada cevapsız kalan en büyük gri alanlardan biriydi.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 6. Hukuk Dairesi tarafından verilen çığır açıcı karar, “Dijital Tereke” kavramını Türk yargı sisteminin merkezine taşımış ve mirasçılık hukuku açısından devrim niteliğinde bir dönüm noktası oluşturmuştur.
Geleneksel anlamda “tereke” (muris mal varlığı bütünü), ölen kişinin tüm aktif ve pasiflerinin hukuki külliyatını ifade eder. Dijital tereke ise bu külliyatın dijital dünyadaki izdüşümüdür ve geniş bir yelpazeyi kapsar:
İstinaf incelemesine konu olan olayda; vefat eden eşinin iCloud hesabında yer alan ortak hatıralara, fotoğraflara ve dijital verilere ulaşmak isteyen geride kalan eşin başvurusu, ilk derece mahkemesi tarafından “özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması” gerekçesiyle reddedilmişti. Yerel mahkeme mantığına göre, ölen kişinin dahi olsa verileri üçüncü kişilere (hatta yasal eşe bile) verilemezdi.
Ancak Antalya BAM 6. Hukuk Dairesi, bu dar ve şekilci yorumu kökten değiştirerek şu hukuki tespiti yapmıştır:
Antalya BAM kararı içtihat yaratma bakımından çok kıymetli olsa da, pratikte karşılaşılan en büyük engel Apple, Google, Meta gibi küresel teknoloji şirketlerinin veri gizliliği politikalarıdır. Bu şirketler genellikle ABD yasalarına (örneğin Electronic Communications Privacy Act – ECPA) ve veri güvenliği ilkelerine dayanarak, yerel mahkeme kararları olsa dahi doğrudan şifre paylaşımından kaçınmakta, hesapların anında kapatılmasını veya “Anıt Hesap” (Memorialized Account) statüsüne alınmasını önermektedir.
Bu teknik ve hukuki engellerin aşılması için izlenmesi gereken süreç aşamalıdır:
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu emsal kararı, Türk hukuk sisteminin dijitalleşen dünyadaki hak arama özgürlüğüne ayak uydurması adına atılmış devasa bir adımdır. Artık bireylerin dijital dünyada bıraktığı izler ve varlıklar “sahipsiz” veya “ulaşılamaz” değildir. Mirasçılar, murislerinin hem manevi hatıralarını hem de ekonomik dijital varlıklarını (kripto paralar, dijital telifler vb.) hukuki yollarla terekelerine dahil edebilme güvencesine kavuşmuştur. Bu karar, ilerleyen süreçte Türk Medeni Kanunu’na “Dijital Miras” başlığı altında özel yasal düzenlemelerin eklenmesinin de kapısını aralamaktadır.
[elementor-template id=”Dilekçe Kataloğu Popup”]