
Görevli Mahkeme: Sigorta şirketinin de davalı olması (TTK m. 1483) ve işin ticari nitelik taşıması sebebiyle görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi‘dir. Ancak ilçelerde müstakil Ticaret Mahkemesi yoksa dava, Asliye Hukuk Mahkemesi’ne (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) açılmalıdır.
Yetkili Mahkeme: Trafik kazalarında yetki alternatiftir. HMK m. 16 ve KTK m. 110 uyarınca; kazanın meydana geldiği yer, davalılardan birinin yerleşim yeri veya zarar görenin (davacının) kendi yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Arabuluculuk Şartı: Sigorta şirketinin dahil olduğu tazminat davalarında dava açılmadan önce Ticari Arabuluculuk sürecinin tamamlanmış ve son tutanağın dilekçeye eklenmiş olması dava şartıdır.
Geçici ve Sürekli İş Göremezlik (Çalışma Gücü Kaybı): Davacının kaza nedeniyle hastanede yattığı ve iyileşme sürecinde olduğu dönem için geçici iş göremezlik (kazanç kaybı), kalıcı bir hasar/iz kalması durumunda ise Adli Tıp raporuyla belirlenecek oranda sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplanır. Davanın Belirsiz Alacak Davası (HMK m. 107) olarak açılması, zamanaşımı riskini ortadan kaldırır.
Tedavi Giderleri ve SGK Ayrımı: 2918 Sayılı KTK m. 98 (6111 Sayılı Kanun ile değişik) uyarınca, kaza sonrasındaki tıbbi muayene, ilaç ve hastane giderlerinden SGK sorumludur. Ancak SGK’nın karşılamadığı özel tedavi giderleri, estetik ameliyatlar, kaza nedeniyle tutulan bakıcı giderleri ve ulaşım masrafları araç sürücüsü, maliki ve kasko/İMM sigortasından talep edilebilir.
Manevi Tazminat ve Sigorta: Manevi tazminat sadece sürücü ve araç malikinden istenir. Sigorta şirketinden istenebilmesi için aracın Kasko Poliçesinde “İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) Manevi Tazminat Klozu” bulunması şarttır.
Geleneksel bordrosu olmayan Influencer, YouTuber veya İçerik Üreticilerinin kazanç kaybı hesaplanırken mahkemeler şu delillere bakar:
Ajans Sözleşmeleri ve Faturalar: Bağlı bulunulan cast/medya ajansı ile yapılan sözleşmeler, kesilen faturalar veya gelen stopajlı ödeme makbuzları.
Sponsorluk ve Marka İşbirlikleri: Penti, Trendyol vb. markalarla yapılan mail/mesaj yazışmaları, dijital sözleşmeler, sağlanan ayni (hediye çeki, ürün) ve nakdi menfaatlerin dökümü.
Banka Hesap Hareketleri: Düzenli olarak gelen telif, reklam ve işbirliği gelirlerini gösteren banka ekstreleri.
Sektörel Bilirkişi İncelemesi: Davacının takipçi sayısı, erişim oranları (engagement) ve etkileşim istatistikleri incelenerek kaza süresince paylaşım yapamamaktan kaynaklanan reel kaybı bilirkişi marifetiyle hesaplanır.
1. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında, taraflardan biri (veya sigorta şirketi) ticari işletme/şirket sıfatını haizse veya kazaya karışan araç ticari ise görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi‘dir (Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakması sağlanır).
Yetki: HMK m. 16 gereği haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer, davacının veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açılabilir.
2. Husumet (Sürücü, İşleten ve Sigorta Şirketi)
Davalar; kusurlu sürücüye, aracın işletenine (sahibine) ve ZMSS (Trafik Sigortası) ile Kasko sigorta şirketlerine müştereken ve müteselsilen yöneltilebilir.
3. Zorunlu Arabuluculuk
Ticari mahkeme sıfatıyla açılan tazminat davalarında (sigorta şirketlerine karşı veya ticari araçlar söz konusu olduğunda) dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk şartına uyulması zorunludur.
Yabancı plakalı veya Türkiye’de kaza yapan yabancı menşeli lüks araçların karıştığı trafik kazalarında, tazminat süreci standart kazalara göre ciddi usul, görev ve esas farklılıkları barındırır. Sürecin hak kaybı yaşanmadan yönetilmesi için şu kriterlere dikkat edilmelidir:
Görevli Mahkeme (Asliye Ticaret): TTK m. 4 ve m. 5 uyarınca, davanın taraflarından birinin ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Taraflardan birinin ticari şirketi/işletmesi söz konusu olduğundan ve uyuşmazlık sigorta hukukunu da ilgilendirdiğinden, haksız fiile dayansa dahi görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi‘dir.
Yetkili Mahkeme (Seçimlik Hak): HMK m. 16 uyarınca haksız fiilden doğan davalarda; haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer veya haksız fiil sorumlularından birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Davacı bu yerlerden herhangi birini seçerek davasını ikame edebilir.
Gerçek Zarar İlkesi: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları uyarınca; tazminatın amacı zarar görenin mal varlığındaki azalmayı tam olarak gidermektir.
Yabancı Para (RON, EUR vb.) Talebi: Eğer araç yabancı menşeli ise ve onarım giderleri yurt dışındaki kendi yetkili servisinde yabancı para birimiyle ödenmişse, tazminatın da aynı yabancı para birimi üzerinden talep edilmesi gerekir. Bu, kur farkı ve munzam zarar davalarının önüne geçen en sağlıklı yoldur.
Faiz Türü: Yabancı para üzerinden açılan tazminat davalarında, kaza tarihinden itibaren devlet bankalarınca o yabancı para birimine uygulanan en yüksek yıllık mevduat faizi talep edilir.
Evet ve Çok Stratejiktir: Kaza yapan yabancı plakalı araç Türkiye’de geçici olarak bulunuyor ve yakın zamanda yurt dışına dönecekse; ileride aracın inceleme için tekrar Türkiye’ye getirilmesi fahiş masraf doğuracaktır.
Tensiple Tespit: Dava dilekçesinde işin aciliyeti ve önemi açıkça vurgulanarak, mahkemenin henüz ön inceleme aşamasına geçmeden, tensip zaptı ile birlikte (araç adliye önünde hazır edildiğinde) ivedilikle bilirkişi incelemesi yapması talep edilebilir.
Kesinlikle Evet: Araçta meydana gelen değer kaybının varlığı ve tam miktarı, dava açıldığı esnada davacı tarafından kesin olarak bilinemez.
Bilirkişi Şartı: Değer kaybı miktarı ancak mahkemece delillerin toplanması ve tahkikat aşamasında kusur/piyasa uzmanı bilirkişilerden alınacak raporla netleşebilir. Bu nedenle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatları doğrultusunda değer kaybı davası HMK m. 107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak ikame edilmelidir.
Kazaya sebebiyet veren aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) poliçe limiti, lüks araçlardaki fahiş hasarları karşılamaya yetmeyebilir.
Eğer karşı tarafın İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) sigortası da yoksa ya da limit yetersizse; aşan zararın tamamı için doğrudan araç sürücüsüne ve araç sahibine (işletene) müştereken ve müteselsilen dava açılmalıdır. Dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanmış ve anlaşmasızlık tutanağının alınmış olması yasal şarttır.
1. Görevli, Yetkili Mahkeme ve Husumet Kuralları
Görevli Mahkeme: Uyuşmazlık, ticari işletmeyle çalışan işçi/şoför arasındaki zarardan kaynaklandığından ve iş ticari nitelik taşıdığından Asliye Ticaret Mahkemesi’dir (Ticaret mahkemesi olmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi – Ticaret Mahkemesi sıfatıyla).
Yetkili Mahkeme: HMK m. 6 genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi veya haksız fiilin/zararın gerçekleştiği yer mahkemesi yetkilidir.
Arabuluculuk: Taraflar arasındaki ilişki ticari işletme ve ticari iş niteliğinde olduğundan, davanın açılmasından önce Zorunlu Ticari Arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olması dava şartıdır.
2. Tazminat Kalemleri ve Hesaplama Yöntemi
Araç Mahrumiyeti (Kazanç Kaybı): Aracın tamirde kaldığı gün sayısı boyunca, o aracın emsal koşullarda ticari olarak getirebileceği net kazanç (navlun veya kiralama bedeli rayici) üzerinden hesaplanır. Sabit masraflar (amortisman, zorunlu sigortalar vb.) gelirden düşülür.
Kısmi Dava Olarak Açılabilmesi: Tamir süresinin ve net günlük kazancın tam olarak tespiti bilirkişi incelemesine bağlı olduğundan, davanın kısmi dava olarak açılması hak kayıplarını önler.
3. İspat Yükü ve Kritik Deliller
Sürücünün Kusur İkrarı: Olay anında şoförün tuttuğu kaza tutanağı veya el yazılı beyanı kusur ispatını kolaylaştırır.
Servis Kayıtları: Aracın fiilen serviste yattığı gün aralığını gösteren resmi servis giriş ve çıkış faturaları mahkemenin esas aldığı en temel veridir.
1. Sigortaya Başvuru Şartı (Dava Şartı / İhbar Zorunluluğu)
Kasko ve İMM Sigortasına Başvuru: Sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yazılı başvuru yapılarak zararın tazmini talep edilmeli, yasal başvuru süresi (genellikle 5 iş günü içinde kazanın ihbarı) gözetilmelidir. Sigorta şirketi ödeme yapmaz veya eksik öderse yasal yollara başvurulabilir.
Zorunlu Mali Mesuliyet (Trafik) Sigortası: Trafik sigortalarından dava açılmadan önce ilgili sigorta şirketine yazılı başvuru yapılması zorunlu bir dava şartıdır (KTMK m. 97). Başvuru tarihinden itibaren sigorta şirketinin 15 gün içinde cevap vermemesi veya yetersiz ödeme yapması hâlinde dava açılabilir.
2. Görevli, Yetkili Mahkeme ve Husumet Kuralları
Görevli Mahkeme: Uyuşmazlık haksız fiilden ve sigorta sözleşmesinden kaynaklandığından görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi‘dir (Ticaret Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi – Ticaret Mahkemesi sıfatıyla).
Yetkili Mahkeme: HMK m. 16 ve 2918 sayılı KTK m. 110 uyarınca; kazanın meydana geldiği yer, taraflardan birinin yerleşim yeri veya zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
Arabuluculuk: Sigorta şirketleri tüzel kişi tacir olduğundan ve uyuşmazlık ticari iş niteliği taşıdığından, dava açılmadan önce Zorunlu Ticari Arabuluculuk sürecinin tamamlanmış olması şarttır.
3. Tazminat Kalemleri ve Kapsamı
Maddi Tazminat: Geçici ve sürekli iş göremezlik (maluliyet) tazminatları, tedavi giderleri (SGK kapsamı dışındaki özel hastane, ilaç ve bakım giderleri), kazanç kayıpları ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar.
Manevi Tazminat: Kazanın taraflarda yarattığı fiziksel travma, elem, ızdırap ve psikolojik yıkım nedeniyle sürücü ve araç malikinden talep edilir. Sigorta şirketinden manevi tazminat ancak kasko poliçesinde “İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) Manevi Tazminat Klozu” bulunması hâlinde istenebilir.
4. İspat ve Delil Toplama Süreci
Kaza tespit tutanağı, kapsamlı hastane epikriz raporları, ameliyat ve tedavi evrakları, SGK tedavi bildirimleri ile yapılan masrafları gösteren fatura ve kredi kartı ekstreleri dosyanın omurgasını oluşturur. Uzman bilirkişi raporuyla zararın somutlaştırılması davanın selameti açısından kritik önem taşır.
1. Hukuki Nitelendirme (Sebepsiz Zenginleşme ve Haksız Fiil)
Murisin vefatından önce ehliyetsiz olduğu dönemde veya vefatından sonra şifre/kart kullanarak rızası hilafına bankadan para çekilmesi durumunda, çekilen paralar mirasçılara (terekeye) aittir. Bu parayı haksız yere elinde bulunduran kişi aleyhine sebepsiz zenginleşme (TBK m. 77) ve haksız fiil (TBK m. 49) hükümleri çerçevesinde alacak davası açılır.
2. Kısmi Dava / Belirsiz Alacak Ayrımı
Bankadan çekilen toplam miktar tam olarak henüz bilinemiyorsa (banka dökümleri tam gelmediyse), HMK m. 109 kapsamında kısmi dava olarak açılabilir. Bilirkişi incelemesiyle net rakam ortaya çıktığında ıslah yoluyla talep artırılabilir.
3. Takip Edilmesi Gereken Pratik Adımlar
Ceza Şikayeti: Hırsızlık, güveni kötüye kullanma veya nitelikli dolandırıcılık yönünden suç duyurusunda bulunulması (veya soruşturmanın takibi), hukuki mahkemede delil teşkil etmesi bakımından çok önemlidir.
Banka Celbi: İlgili bankaya müzekkere yazılarak, ölüm tarihinden önceki ve sonraki tüm kamera kayıtları (ATM çekimleri), dekontlar ve EFT alıcı hesap sahipleri titizlikle istenmelidir.
İnternet teknolojilerinin ve dijital arşivlerin hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte bilgiye erişim tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar kolaylaşmıştır. Ancak bu durum, madalyonun diğer yüzünde bireylerin kişilik hakları, şeref ve itibarları ile geleceğe yönelik toplumsal entegrasyonları açısından ciddi riskleri beraberinde getirmektedir. Geçmişte yaşanan olumsuz bir adli süreç, haksız bir itham veya hataen yayımlanan bir haber, aradan yıllar geçmesine rağmen arama motorlarının ve internet sitelerinin dijital hafızasında ilk günkü tazeliğiyle kalmaya devam etmektedir. İşte tam bu noktada, bireyin geçmişin gölgesinden kurtularak geleceğini yeniden inşa etmesini sağlayan “Unutulma Hakkı” kavramı hukuki ve toplumsal bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır.
Unutulma hakkı; üstün bir kamu yararı bulunmadığı sürece, dijital hafızada yer alan geçmişte yaşanılmış olumsuz olayların bir süre sonra unutulmasını, kişinin bilerek veya bilmeyerek kamunun bilgisine sunduğu ya da üçüncü kişilerce yayımlanan kişisel verilerinin silinmesini ve yayılmasının önlenmesini isteme hakkı olarak tanımlanmaktadır.
Türk hukuk sisteminde bu hak, doğrudan adı geçen bir kanun maddesinden ziyade Anayasa’da güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, özel hayatın gizliliği ve Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 24. ve 25. maddelerinde düzenlenen kişilik haklarının korunması hükümleri çerçevesinde şekillenmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve özellikle Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 7. Ceza Dairesi kararlarında unutulma hakkının sınırları netleştirilmiş; bireyin geçmişin engeline takılmaksızın geleceğe yönelik plan yapabilmesinin önemi vurgulanmıştır.
Her eski haber veya internet içeriği otomatik olarak unutulma hakkı kapsamında silinemez. Yargı içtihatlarında bu hakkın kullanımına ilişkin temel kriterler şunlardır:
Zaman Aşımı ve Güncelliğini Yitirme: Olayın üzerinden uzun bir sürenin geçmesi ve haberin güncel haber verme değerini tamamen yitirmiş olması gerekmektedir.
Yargı Sonucu (Beraat/Takipsizlik): Haber veya içerik bir soruşturma veya kovuşturmaya ilişkinse ve süreç sonunda kişi hakkında beraat, takipsizlik (KYOK) veya davanın düşmesi gibi kararlar verilmişse, bu durum unutulma hakkının en güçlü dayanaklarından birini oluşturur.
Kamu Yararının Kalmaması: İçeriğin internet ortamında kalmasında toplumsal açıdan üstün ve güncel bir kamu yararı bulunup bulunmadığı irdelenir. Özellikle sıradan vatandaşlar yönünden, eski olayların arşivde tutulmasının topluma hiçbir katkı sağlamadığı kabul edilmektedir.
Kamusal Figür Olmama: İlgili kişinin siyasetçi, sanatçı veya üst düzey kamu görevlisi gibi kamunun yakından ilgilendiği bir figür olup olmadığı değerlendirilir. Sıradan bireylerin özel yaşamına ilişkin eski detayların korunmasında mahkemeler çok daha hassas yaklaşmaktadır.
İnternet ortamındaki hukuka aykırı veya unutulma hakkını ihlal eden içerikler için iki temel hukuki başvuru yolu bulunmaktadır:
5651 Sayılı Kanun Kapsamında Sulh Ceza Hâkimliği Başvurusu: Kişilik haklarının ihlal edildiği iddiasıyla doğrudan Sulh Ceza Hâkimliğine başvurularak URL bazlı erişimin engellenmesi talep edilebilir. Yargıtay kararlarında vurgulandığı üzere, mahkemeler teknik mazeretler veya şekli eksikliklerle bu talepleri reddedemez; gerektiğinde uzman bilirkişi incelemesi yaptırarak içeriğin hukuka uygunluğunu denetlemek zorundadır.
Asliye Hukuk Mahkemesinde Maddi/Manevi Tazminat ve Yayın Kaldırma Davası: İçeriğin tamamen yayından kaldırılması, hukuka aykırılığın tespiti ve özellikle ihtarnameye rağmen kaldırılmayan içerikler nedeniyle uğranılan manevi zararların tazmini için Asliye Hukuk Mahkemelerinde dava açılması gerekmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin güncel kararlarında, beraat ile sonuçlanan eski haberlerin ihtarnameye rağmen arşivden kaldırılmamasının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Dijital dünyada silinmezlik algısı, bireylerin sosyal hayattaki hak ettikleri ikinci şansları ellerinden alabilmektedir. Unutulma hakkı, geçmişin hatalarının veya talihsizliklerinin bir ömür boyu kişinin yakasını bırakmamasını engelleyen hayati bir denge unsurudur. Basın ve ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki bu hassas dengenin korunmasında, yargı mercilerinin güncel içtihatları yol gösterici olmakta; bireylerin dijital hafızada adil bir geleceğe sahip-olabilmesi güvence altına alınmaktadır.
[elementor-template id=”Dilekçe Kataloğu Popup”]